Devlette torpil mi kazandı, disiplin mi kaybetti?

Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Devlette torpil mi kazandı, disiplin mi kaybetti?'' diye yazdı.

Abone Ol

DEVLETİN en büyük düşmanı yolsuzluk değildir.

Devletin en büyük düşmanı, adaletin kişiye göre uygulanmasıdır.

Şimdi size bir kurumdan bahsedeceğim…

Onikişubat ilçe Sağlık Müdürlüğü’nden…

Bu kurumun öğrendiğime göre altı yüz personeli var.

Sadece merkez binasında iki yüz çalışan görev yapıyor.

Bu kurumda;

Sabah mesaiye gelmeyenler var…

İmza atıp ortadan kaybolanlar var…

Aylarca kimsenin dokunamadığı isimler var…

Disiplin denince rahatsız olup eşlerine, ‘’Omar’cığımı’’ aratanlar var...

Omar’cığım diyorum ya…

Siz anlamışınızdır!

Vatandaştan şikâyetler gelince, hizmetler aksayınca; ‘’Bu böyle olmayacak… Vatandaş hizmet bekliyor… Mesai saatinde herkes görevinde olacak’’ denilip, sabah kuruma giriş imzası uygulaması başlatılıyor…

Heyhat…

Bakılıyor ki sabah imzası da yetmiyor.

Çünkü sabah imza atıp ortadan kaybolanlar var…

Öğle saatlerinde ikinci imza uygulaması başlatılıyor.

Güvenlik kamerasından personelin kuruma kaçta geldiği ve kaçta ayrıldığı tek tek not alınınca…

Kıyamet işte o zaman kopuyor.

Eşlerini arayanlar…

Şu müdürü görevinden aldırın diye sabah akşam telefon ile sağı solu arayanlar…

Arşı ayyuka çıkıyor…

Demek ki neymiş, mesele imza değilmiş...

Demek ki neymiş, mesele alışılmış düzenin bozulmasıymış.

Türkiye'nin her yerinde siyaset vardır.

Ama bazı şehirlerde siyaset, devletin önüne geçiyor.

Tıpkı Kahramanmaraş da olduğu gibi…

Arkanda siyasetçi ağababan, Omar gibi dostun, arkadaşın varsa…

Kurum müdürüne ültimatom gider…

‘’Şu kişiye dokunamazsın…’’

‘’O falancanın eşi...’’

‘’Bu filancanın akrabası...’’ derler dururlar…

Peki ya vatandaş?

Onun yakını kim?

Onun torpili nerede?

Onun hakkını kim savunacak?

Kamu kurumlarında çalışan herkes aynı devletin personeli değil mi?

Öyleyse neden bazı isimler hakkında işlem yapılabiliyor da bazılarına sıra hiç gelmiyor?

Neden bazı personel için tutanak tutulunca telefonlar susmuyor?

Neden sendikalar devreye giriyor...

Neden siyaset elini sokuyor...

Neden makamlar...

Bir anda devreye giriyor?

Disiplin, sadece arkasında güçlü bir el olmayan sahipsiz çalışanlara mı uygulanıyor be arkadaş?

Dünden bu yana, telefonuma gelen birçok mesajda şu sorular soruluyor:

Onikişubat İlçe Sağlık Müdürü Gülsüm Arıkan Kerkütlüoğlu neden görevden alındı?

Başarısız olduğu için mi?

Yoksa disiplin uyguladığı için mi?

Veya mesai düzenini sağlamak istediği için mi?

Yoksa imza atıp görev yerini terk eden personele ‘’Dur.’’ dediği için mi?

Bu soruların cevabını kamuoyu hak ediyor.

Çünkü devlet yönetimi dedikoduyla değil, şeffaflıkla güçlenir.

Aldığım bir duyuma göre benim de merak ettiğim soru şu:

Siyaseten Omar’cığımdan Kurum müdürünün görevden alınılması için adım atıp atmadığını ve Medikalci ve Çelik kapı imalatçısı arkadaşlarının eşleri için (isimler bendedir) kurum müdürünü arayıp, “Gülsüm Hoca, sen birçok yakınımız için değerli olabilirsin ama benim de kıramayacağım, benim için de değerli olan insanlar var” dedin mi demedin mi?

Ahh Omar’cığım ahh…

Sana ilerleyen günlerde birçok soracağım sorular olacak…

Yikop’tan, enkaz kaldırma işine, Emlak Konuttan Toki adı altında yapılan inşaatlara kadar iş alan Müteahhitlerle bir bağlantın var mı, yok mu? soracağım…

Bir gazeteci olarak, bir vatandaş olarak ve bu şehirde yaşayan insanlar adına soracağım…

Yazımın konusuna dönecek olursam;

Hem Omar’cığımdan hem İl Sağlık Müdürü’nden, Onikişubat İlçe Sağlık Müdürü’nün görevden alınma sebebinin kamuoyuna açıklanmasını bekleyeceğim…

Cevap verilirse köşemde aynen yayınlayacağım…

Verilmezse?

‘’Sükût ikrardan gelir’’ deyip, kamuoyuna duyuracağım.