Siyaseti, kaçak yapıları, yolların tozunu bir anlığına kenara bırakalım.
Onikişubat’ı, Dulkadiroğlu’nu, Büyükşehir’i konuşmaya kısa bir ara verelim.
Bugün, bu şehrin gündemine boca edilen dedikoduları ve bunlar karşısında basının nasıl sus pus olduğunu konuşalım.
Fırat Görgel ve Burak Gül…
Biri Büyükşehir Belediye Başkanı, diğeri AK Parti İl Başkanı.
Ve ikisi de bu şehrin evladı…
★
Bu iki isim hakkında dolaşıma sokulan söylemlere bakın:
Yok, yalnızlaştırılmışlar… Yok, halktan koparılmışlar… Yok, altyapı çalışmalarında yalnız bırakılmışlar… Yok, kumpas kuruluyormuş… Yok, geçmişte büro ortaklığı yapmışlar…
Falan filan…
★
Eleştiri yapacaksanız açık konuşun.
Fakat “Öyle diyorlar”, “Böyle konuşuluyor”, “Kulislerde anlatılıyor” diyerek insanları zan altında bırakacaksanız önce bir aynaya bakın.
Bir cümlenin sonuna “Acaba?” eklemek, o cümlenin içine yerleştirilen ithamı ortadan kaldırmaz. İmayı okurun önüne bırakıp sonra “Ben bir şey demedim” diye kenara çekilmek de gazetecilik olmaz.
★
Fırat Görgel için “Yalnızlaştırılıyor” deniliyor.
Kim, kimi, hangi davranışıyla yalnızlaştırıyor?
“Halktan koparılıyor” deniliyor.
Hangi olay bu değerlendirmeye dayanak oluşturuyor?
“Kumpas kuruluyor” deniliyor.
Böylesine ağır bir sözün somut karşılığı nerede?
★
Bu çağrıyı Fırat Görgel’i veya Burak Gül’ü eleştiriden korumak için yapmıyorum.
Kamu sorumluluğu taşıyan herkes eleştirilir. Yapılmayan iş de yanlış karar da verilen sözün tutulmaması da sorgulanır.
Gerektiğinde en sert cümleler de kurulur.
Ancak sertliğin kıymeti, dayandığı gerçektedir. Dayanak olmayınca geriye yalnızca gürültü kalır.
★
Ve şimdi bu şehrin basınına soruyorum:
Neredesiniz?
Kafanızı kuma gömerek mesleğin sorumluluğundan kurtulamazsınız.
Basının görevi, insanların önüne her sabah yeni bir lakırdı bırakmak değildir.
Şehrin bilgi ihtiyacını karşılamaktır.
Bunun için bazen güçlüye zor sorular soracaksınız, bazen de hoşunuza gitmeyen bir kişi hakkındaki dayanaksız ithamın karşısında duracaksınız.
Mesleğin ölçüsü, kime yakın olduğunuza göre değişiyorsa ortada ciddi bir sorun vardır.
★
Bu şehir, yeniden ayağa kalkmak için yeterince ağır bir yük taşıyor. İnsanların yol, su, iş, ev ve geçim derdi var. Bütün bunların üzerine bir de doğrulanmamış sözlerle güvensizlik eklemenin kimseye yararı yok.
Birbirimizi imalarla aşındırıp sonra da birlik ve beraberlik nutukları atamayız. Böyle devam edersek dışarıda düşman aramamıza gerek kalmaz; içimizdeki İrlandalılar yeter de artar bile.
Benim itirazım tam da bunadır.
★
Dedikoduyu yayanlara açıkça çağrıda bulunuyorum...
Yanlış varsa ortaya çıkarın. Eksik varsa belgeleriyle gösterin. Kamu yararını zedeleyen bir ilişki varsa bütün dayanaklarıyla yazın. İsimden, makamdan, yakınlıktan çekinmeyin.
Ama elinizde yalnızca söylenti varsa onu da gerçek diye pazarlamayın.
★
Ezcümle…
Eleştirecekseniz somut dayanaklarla konuşun... Yazacaksanız yazdığınızın belgelerini paylaşın... Başkasına ayna tutmadan önce de o aynada kendi yüzünüze bakın!