İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, AK Parti’nin kuruluş yıl dönümünde öyle cümleler kurdu ki aslında sadece partisinin geçmişini anlatmadı; geleceğine dair de oldukça açık bir uyarıda bulundu…
Dedi ki;
‘’Bu halk, kendinden kopmayanı baş tacı yaptığı gibi, yanlış yapanın da dükkânını kapatıyor.
Hayat değişiyor, şartlar değişiyor, beklentiler değişiyor. 2002 yılında Türkiye’de köyde yaşayan insanlarımızın oranı yüzde 35’ti; yüzde 65’i şehirlerde yaşıyordu. 2025 yılına geldiğimizde ise yüzde 7’miz köyde, yüzde 93’ümüz şehirlerde yaşıyor.
Çok önemli bir şey söylüyorum: Her yıl yaklaşık 1 milyon 100 bin genç yeni oy kullanmaya başlıyor. Yol yaptık diyerek seçim alamayız. Yeni sosyolojiyi okumak zorundayız. Beklentilerin, yatırımların ve söylemlerin buna göre revize edilmesi lazım.
Biz, “muhafazakâr demokratız” iddiasıyla yola çıktık. Toplumun ahlaki değerlerini biliyoruz diye yola çıktık. Yoksa komünist ülkelerde de çok iyi yol yapan partiler olabilir, çok iyi baraj yapanlar olabilir.
Ama biz “aile” dedik, “ahlak” dedik, “uyuşturucuya dur” dedik, “komşuluğu büyütün” dedik. AK Parti’yi parti yapan, normal yatırımlardan farklı ve özel kılan bir anlayış var. Asla bunu ihmal etmeyeceğiz.
Hatırlayın; Doğru Yol Partisi’nin, Anavatan Partisi’nin, DSP’nin, Demokrat Parti’nin genel merkezlerinde de bir zamanlar kalabalıktan polis etten duvar örüyordu. Ama şimdi yerlerinde yeller esiyor.
Çare 2002 ruhudur. Çözüm 2002 anlayışıdır. Giyeceğimiz elbise 2002 elbisesidir. Takınacağımız tavır 2002 tavrıdır.
Onun ötesinde darbe girişimi olmuş, komşumuzda göç meselesi yaşanmış, savaş riski varmış… Hiç korkumuz yok. Teşkilatımıza, milletimize ve liderimize güveniyoruz.
Malazgirt’ten bugüne yaklaşık bin yıl geçti. Türklerin bu coğrafyadaki hikâyesi bin yılı buldu. Selçuklu’da Malazgirt’ten sonra 20 yıldan fazla görev yapan üç lider var. Osmanlı’ya gelin; 600 küsur yılda 20 yıldan fazla görev yapan sekiz lider var.
Şu aziz topraklarda bin yıldan beri 20 yılı aşan süreyle görev yapan 11 liderimiz var. Cumhuriyet tarihinde de 25 yıldan beri önümüzde yürüyen bir liderimiz var. Bu hiç kimseye nasip olmadı. Bu, çok özel bir durum.
Üstelik onlar babadan oğula geçmişken, biz toplumu ikna ederek, milletin duasını alarak 25 yıl kaldık.
Emanetimiz arttı. Daha çok çalışmanın yolunu bulacağız. Ne yorulmak var ne yavaşlamak…
İlk günkü aşkla yola devam ediyoruz.’’
★
Bence de çok anlamlı bir konuşma…
‘’Konuşmanın en önemli cümlesi nedir?’’ diye soracak olursanız…
Bana göre; ‘’Yol yaptık diyerek seçim alamayız.’’ cümlesiydi…
★
Çünkü Türkiye değişti, seçmen değişti, şehirler değişti. Daha önemlisi, siyasetten beklentiler değişti.
★
Şöyle bir geriye gidecek olursak; 2002’nin Türkiye’si ile bugünün Türkiye’si aynı değil. Turan’ın verdiği rakamlar bunu açıkça gösteriyor. 2002’de nüfusun yüzde 35’i köylerde yaşarken bugün bu oran yüzde 7 seviyesine kadar gerilemiş durumda. Türkiye artık çok daha fazla şehirleşmiş, daha fazla teknoloji kullanan, dünyayı cep telefonundan takip eden bir seçmen kitlesine sahip olmuş durumda…
Üstelik her yıl yaklaşık 1 milyon 100 bin genç ilk kez sandığa gidiyor. Yani oy kullanma hakkı doğuyor…
Bu gençlere yıllar önce yapılan yolları, köprüleri, barajları anlatmak elbette önemlidir ama artık tek başına yeterli değildir.
Genç iş istiyor.
Adalet istiyor.
Liyakat istiyor.
Geleceğini kendi ülkesinde kurabileceğine inanmak istiyor.
İşte Bülent Turan’ın sözlerinin esas ağırlığı burada ortaya çıkıyor.
★
Bir başka dikkat çekici hatırlatması ise siyasetin en değişmez kuralıydı: ‘’Millet kimseye sonsuza kadar kredi açmıyor.’’ Bir zamanların ANAP’ı, DYP’si, DSP’si meydanları dolduruyordu. Genel merkezlerinin önünde kalabalıktan geçilmiyordu. Bugün siyaset sahnesinde yoklar…
Demek ki dün kazanmış olmak, yarın da kazanacağınız anlamına gelmiyor.
★
Turan’ın “Çare 2002 ruhudur” sözü de bu nedenle önemli.
★
Peki 2002 ruhu neydi?
Vatandaşın kapısını çalmak…
Sokağın sesini dinlemek…
Kibirden uzak durmak…
Milletvekili ile vatandaş arasına duvar örmemek…
Partiyi makamların değil, milletin partisi yapmak…
★
Belki de bugün siyasetin yeniden hatırlaması gerektiği cümlesi şudur:
Siyaset sadece asfalt dökmek değildir.
Siyaset, insanların gönlüne yol yapabilmektir.
★
Ve Bülent Turan’ın söylediği gibi:
Bu halk, kendinden kopmayanı baş tacı eder; yanlış yapanın ise dükkânını kapatır.
*
Şunu da hiçbir zaman unutmayınız ki;
Yol yapmak kolaydır; gönülden gönüle yol yapmak ise çok daha zordur.
★
Demem odur ki;
Recep Tayyip Erdoğan’ın halkla arasında kurduğu gönül yolunu hiçbir AK Partili yöneticinin yıkmaması gerekir…
Çünkü bu yol öyle kolay kurulmadı.
Ancak dikkat edilmezse…
Erdoğan’ın çeyrek asırda taş taş, gönül gönül inşa ettiği o yol; birkaç yanlış isim, birkaç yanlış tavır ve milletle arasına örülen birkaç duvar yüzünden sandıkta çıkmaz sokağa dönüşebilir.