Yazının başlığını okuyunca, “Böyle bir soru da sorulur mu?” dediğinizi duyar gibiyim.
Belki haklısınız.
Ama madem kimse sormuyor, o hâlde kimsenin sormaya cesaret edemediği soruyu ben sorayım arkadaş…
Kime mi?
Vahit Kirişçi’ye soruyorum:
AK Parti’nin Kahramanmaraş milletvekillerinden biri ya da birkaçı bir araya gelip bu şehrin sorunlarını konuşmak, herhangi bir kurumda toplantı yapmak veya bir meseleyi masaya yatırmak istediğinde telefon açıp:
“Benden izin aldınız mı?” diye soruyor musunuz?
★
Kulağıma gelenlere göre, Kahramanmaraş siyasetinde daha önce pek görülmeyen birtakım sınırlar ve yasaklar milletvekillerinin önüne konuluyor.
Eğer böyle bir durum yoksa çıkın, açıkça söyleyin.
Varsa da bunun cevabını Kahramanmaraş kamuoyunun bilmeye hakkı var.
Çünkü insan ister istemez soruyor:
Ne bu şiddet, ne bu Celal?
★
Hızımı almışken devam edeyim…
Kahramanmaraş siyasetinde son dönemde ortaya çıkan tablo başka soruları da beraberinde getiriyor.
Bu şehrin AK Parti milletvekilleri kendi iradeleriyle hareket edemiyor mu?
Bir araya gelmek, şehrin sorunlarını konuşmak, çözüm aramak için birilerinden onay almak zorundalar mı?
Daha açık sorayım:
Kahramanmaraş siyasetinin patronu Vahit Kirişçi mi?
★
Bakın Sayın Kirişçi…
Eski bakan olabilirsiniz.
Milletvekili olabilirsiniz.
Ankara’da önemli makamlarda bulunmuş, siyasette tecrübe kazanmış ve teşkilat üzerinde ağırlığı olan bir isim de olabilirsiniz.
Ama bunların hiçbiri bir şehrin siyasi tapusunu kimsenin cebine koymaz.
Kahramanmaraş kimsenin şahsi siyasi alanı değildir.
Bu şehrin milletvekilleri de herhangi bir siyasetçinin memuru değildir.
Eğer gerçekten seçilmiş milletvekillerinin üzerinde görünmez bir siyasi vesayet kuruluyorsa, bunun hesabını önce Kahramanmaraş kamuoyu sormalıdır.
Çünkü milletvekili, bir kişinin onayıyla değil, milletin oyuyla o koltuğa oturur.
★
Bir de meselenin başka bir tarafı var.
Madem bu kadar büyük bir siyasi ağırlıktan söz ediyoruz, o hâlde şu soruyu da sormak hakkımızdır:
Bu şehrin patronluğuna soyunacak kadar Kahramanmaraş’a ne yaptınız?
Bakanlık yaptınız.
Milletvekilliği yaptınız, hâlâ da yapıyorsunuz.
Siyasi gücünüz oldu.
Ankara’da önemli makamlarda bulundunuz.
Peki Kahramanmaraş’a dönüp baktığımızda, sizin isminizle özdeşleşen hangi büyük eser var?
Hangi kronik sorun sizin girişiminizle çözüldü?
Ulaşımdan sanayiye, altyapıdan yatırımlara kadar hangi büyük meselede dönüp; “İşte bunu Vahit Kirişçi Kahramanmaraş’a kazandırdı.” diyebiliyoruz?
Varsa söyleyin.
Biz de yazalım.
Bizim derdimiz kişileri yıpratmak değil; bu şehre kimin ne kattığını sorgulamaktır.
Ama siyaset yalnızca unvan taşımak değildir.
Siyaset, fotoğraf karesinin en önünde durmak hiç değildir.
Hele hele siyaset, diğer seçilmişlerin üzerinde görünmez bir otorite kurmaksa bunun adı hizmet siyaseti olmaz.
★
Kahramanmaraş’ın milletvekillerine de buradan sormak gerekiyor:
Siz bu şehrin seçilmiş milletvekilleri misiniz, yoksa hareket etmek için başka bir siyasi makamdan izin bekleyen isimler misiniz?
Çünkü bu şehir artık sessizlik değil, irade görmek istiyor.
Masaya yumruğunu vurabilen milletvekili görmek istiyor.
Ankara’da kapı aşındıran, yatırım isteyen, bürokrasiyle mücadele eden, sorun çözen siyasetçi görmek istiyor.
Seçim zamanı meydanlarda görünen değil, seçimden sonra da şehrinin arkasında duran siyasetçi görmek istiyor.
Ve en önemlisi…
Kahramanmaraş’ın patrona değil, hizmetkâra ihtiyacı var.
★
Bakın bir kez daha yüksek sesle haykırıyorum:
Bu şehir kimsenin siyasi çiftliği değildir.
Kimsenin arka bahçesi değildir.
Kimsenin nüfuz alanı hiç değildir.
Bu şehir yaklaşık bir milyon insanın memleketidir.
Dolayısıyla sorumu bir kez daha, açık ve net biçimde soruyorum Sayın Kirişçi:
AK Parti milletvekilleri Kahramanmaraş’ın meselelerini konuşmak için bir araya geldiklerinde gerçekten “Benden izin aldınız mı?” diye soruyor musunuz?
Ve eğer kendinizi bu şehrin siyasi patronu gibi görüyorsanız, ikinci sorunun cevabını da bekliyorum:
Hangi hizmetinize dayanarak?
★
Şunu da artık herkesin kafasına yazması gerekiyor:
Kahramanmaraş’ın siyasette bir patrona ihtiyacı yok.
İl başkanı teşkilatını temsil eder.
Milletvekili milletin iradesini temsil eder.
Belediye başkanı sandıktan aldığı yetkiyle görevini yapar.
Kimse kimsenin amiri, memuru ya da siyasi vesayet makamı değildir.
Bu şehirde kimse bir başkasına, “Benden izin aldın mı?” diye soracak makamda hiç değildir.
Çünkü siyasetin tapusu kişilere verilmez.
Makamlar geçicidir.
Unvanlar geçicidir.
Koltuğun da gücün de bir son kullanma tarihi vardır.
Kalıcı olan millettir.
O yüzden bu şehirde ille de bir “patron” aranacaksa, adres ne bir eski bakandır ne bir milletvekilidir ne de başka bir siyasi makamdır.
Bu şehrin tek patronu Kahramanmaraşlıdır.
Siyasetçi de onun patronu değil; hizmetkârıdır.
Bunu unutan varsa, günü geldiğinde sandık mutlaka hatırlatır.