Dost söylerse acı söyler ama yine de söyler

Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Kanal Maraş köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Dost söylerse acı söyler ama yine de söyler" diye yazdı.

Dost söylerse acı söyler ama yine de söyler


BUGÜN yazıma bir kıssadan hisse ile başlamak istiyorum...
 

Delinin veliye nasihati:
 

Büyük Mutasavvıf Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri bir gün tımarhanenin önünden geçerken, tımarhane hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdüğünü görüp: “Ne yapıyorsun?” Diye sorar.
 

Hizmetçi: “Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum” der.
 

Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri: “Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?” Diye söyleyince.
 

Hizmetçi hastalığının ne olduğunu sorar.
 

Beyazıd Hazretleri: “Benim hastalığım günah hastalığı. Çok günah işliyorum” der.
 

Hizmetçi: “Ben günah hastalığından anlamam. Ben delilere ilâç hazırlıyorum” diye cevap verir.
 

Tam bu sırada tımarhane parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli (!) Beyazıd-ı Bestamî Hazretlerine: “Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim” diye seslenir.
 

Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri, delinin yanına sokularak: “Söyle bakalım, benim derdime çare nedir?” diye sorar.
 

Deli (!) şu ilâcı tavsiye eder: “Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalp havanında tevhit tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, gözyaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir. Akşam - sabah bol miktarda ye. O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz” der.
 

Bu güzel ilâcı öğrenen Beyazıd Hazretleri: “Hey gidi koca dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip” oradan ayrılır.
 

*
 

Bu kıssadan hisse ile yazıma niye başladım…
 

Şunun için:
 

Bu şehirde böbürlenerek gezenler, bizden büyük yok diyenler, ceket koysak kazanır düşüncesinde olanlar, kibir abidesine dönenler, burnundan kıl aldırmayanlar, yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla değişenler, şunu unutmasınlar ki:
 

Kıssadan hisse misali, etrafımızda onlarca deli (!) var.
 

Ve bir gün bir deli (!) demir parmaklıklar arkasından insanları çağırır ve bu şehrin, bu ülkenin, derdine çare olacak ilacı söylerse şaşmayın, şaşırmayın.
 

O yüzden bu şehri, bu ülkeyi yönetenler, yönettiğini sananlar, bilmelidir ki:
 

- Bu şehir insanı sevdi mi? Tam sever…
 

- Sevmediğini de…
 

- Belli eder…
 

- Ve ben; her geçen gün, şehrim insanlarının içindeki o sevginin kaybolduğunu görmekteyim.
 

- Dost söylerse acı söyler ama yine de söyler.

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER