Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu vebalin altından kimse kalkamaz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle düzenlenen programda yapmış olduğu konuşmada, '31 Mart seçimlerinin ardından kimi belediyelerde işe giriş tarihlerine, bağlık oldukları sendikalara bakıldığı gibi üzücü haberler alıyoruz. Kimi sendikaları makbul kimi sendikaları öteki olarak gören kafa 28 Şubat kafasıdır. Biz hiçbir sendikaya kendi arka bahçemiz olarak bakmıyoruz. Evine ekmek götürmek dışında bir çabası olmayan insanların siyasi ve ideolojik sebeplerle ekmeği ile oynamanın vebalinin altından kimse kalkamaz.' sözlerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu vebalin altından kimse kalkamaz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimi  sendikaları makbul, kimi sendikaları öteki olarak gören kafa, 28 Şubat dönemi  kafasıdır." dedi. 

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü  Yemeği'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında 1 Mayıs kutlamaları için  Kahramanmaraş'tan Şanlıurfa'ya giden işçileri taşıyan midibüsün devrilmesi sonucu  hayatını kaybeden işçilere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.  Erdoğan ve salondakiler hayatını kaybedenler için Fatiha okudu.

Erdoğan, 1 Mayıs tarihini, 2008'de resmen emek ve dayanışma günü  olarak kabul ettiklerini, 2009'dan itibaren de resmi tatiller arasına aldıklarını  hatırlatarak, "1923 İzmir İktisat Kongresi'nde kararı alınan, rahmetli  Menderes'in ilk adımını attığı bu düzenlemeyi, 86 yıl sonra tam manasıyla hayata  geçirmek bize nasip olmuştur." diye konuştu.

Böylece ülkede yıllarca tartışmaların, gerginliğin, itiş kakışın  sembolü haline getirilmeye çalışılan bir tarihi, gerçek anlamda emek ve dayanışma  gününe dönüştürdüklerini belirten Erdoğan, ülkemizdeki toplam işçi sayısının  yüzde 1'ini bile temsil etmeyen kimi marjinal yapıların işçiler adına ahkam  keserek huzuru bozmasının önüne geçtiklerini söyledi. Erdoğan, "Hayatları boyunca  hep darbecilerin, cuntacıların, demokrasi ve halk düşmanlarının safında yer  alanlar artık işçilerimizin arkasına sığınamıyor." ifadesini kullandı.

"Bizim işçilerimiz vatanına, milletine, değerlerine saygılı, bu uğurda  tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi canını vermekten kaçınmayan insanlardır."  diyen Erdoğan, "Buna karşılık işçi ve emekçi kavramlarını kendilerine siper  ederek milletimize karşı ideolojik savaş açanların hiçbirinin de ne alın teriyle  ne emekle ne de hak ve hukuk müdafaasıyla ilgileri var. İşçimizin alın terini  yıllarca kendi ideolojik kavgalarının istismar aracı olarak kullanmaya çalışan  marjinal kesimlerin oyunlarını işçilerimizin yanında dimdik durarak bozduk."  değerlendirmesinde bulundu.

Son 10 yıldır ülkedeki tüm işçi konfederasyonları, sendikalar ve diğer  tüm işçilerle hep birlikte 1 Mayıs'ı anlamına uygun şekilde kutladıklarını  belirten Erdoğan, "Hamdolsun eski dönemin kötü görüntülerini artık tamamen geride  bıraktık. 1 Mayıs'ta görüyorsunuz artık kavga, gürültü, şu, bu neredeyse hiç yok.  Eylemciliği profesyonel mesleği haline getirmiş bir kesim mutlaka ortalığı tabii  ki gene karıştırmak isteyecektir ama artık milletimizin bunlara en küçük itibarı  kalmamıştır. Biliyorsunuz İETT'de işçi olarak hayata başlamış ve Cumhurbaşkanlığı  görevine kadar gelmiş bir kardeşinizim. Bu bakımdan 1 Mayıs'ı kendi özel günüm  olarak da görüyorum." dedi.

"Kültürümüzde emeğin çok ayrı bir yeri var"

"Esasen bizim inancımız ve kültürümüzde emeğin çok ayrı bir yeri var."  ifadesini kullanan Erdoğan, dünyanın en gelişmiş esnaf örgütlenmesinin Ahilik  Teşkilatı olduğunu belirtti. Erdoğan, Batı'da emekçi konusunun ancak sanayi  devrimi sonrasında yaşanan çok acı tecrübelerle gündeme geldiğini ifade ederek,  "Bir başka ifadeyle dünyada emek ve dayanışma gününün geçmişi bir buçuk asrı  ancak bulurken, bizde neredeyse bin yıllık bir birikim söz konusudur. İş olmazsa  işveren olmaz ama aynı derecede önemli olarak işçi olmazsa da iş olmaz." diye  konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"İş, işveren ve işçi arasındaki bu birbirinin içine geçmiş ilişkiyi  dikkate almayan yaklaşımlardan hayırlı bir netice çıkmaz. Biz üretim ile alın  terini, sermaye ile emeği, kazanç ile hakkaniyeti birbirinden ayırmıyoruz.  Kalkınmayı, toplumun tüm kesimlerinin refahının orantılı şekilde yükselişi olarak  görüyoruz. Şayet ülkede bir kesim çok zenginleşirken diğer kesimler yerinde  sayıyor veya fakirleşiyorsa orada adalet yok demektir. Adaletin olmadığı bir  yerde de zulüm vardır. Zulüm ise bizim inancımızda küfre eşdeğerdir. Çünkü  Rabbimiz, 'İnsanların eşyalarını, yani mal ve ücretlerini eksik vermeyin'  buyuruyor. Peygamber Efendimiz de 'İşçiyi çalıştırıp hakkını ödemeyenlerin  kıyamet günü hasmıyım' buyurarak bu konunun önemini ifade ediyor."

Yüreğinde zerre kadar iman olan, zerre kadar hak ve adalet duygusu  taşıyan hiç kimsenin emek hırsızlığıyla zenginleşmeye tevessül edemeyeceğine  inandığını dile getiren Erdoğan, kul hakkı konusunda hassasiyet göstermeyenlerin  başka hiçbir konuda duyarlılık iddiasında bulunamayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hak arayışını çatışma değil uzlaşma zemininde  gören bir medeniyete mensubuz. Batı ile aramızdaki en büyük fark da işte budur.  Sosyal barışı onlar çatışma üzerinden biz ise uzlaşma esasına dayalı olarak inşa  etmeyi esas alırız. Biz de bu anlayışla tüm hayatımız boyunca her alanda olduğu  gibi emek konusunda da adaletin tesisi için çalıştık, mücadele ettik." diye  konuştu.

İşçilerin hak arama mücadelelerini değerlendirirken, hiçbir zaman  onları üyesi oldukları sendikalar veya hangi dönemde işe başladıkları gibi  kriterlerle değerlendirmediklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Alın teriyle kendisinin ve ailesinin nafakasını kazanmaya çalışan  insanı bu tür yaklaşımlarla kategorize etmek en başta emeğe saygısızlıktır. 31  Mart seçimlerinin ardından kimi belediyelerde sendika üyelerine veya işe giriş  tarihine bakılarak ayrımcılık yapıldığına, hatta insanlarımızın aşıyla işiyle  oynandığına dair üzücü haberler alıyoruz. Üstelik bu tür ayrımcılıkları  meşrulaştırmak için birçok yalana ve çarpıtmaya başvuruluyor.

Kimi sendikaları makbul, kimi sendikaları öteki olarak gören kafa 28  Şubat dönemi kafasıdır. Birileri bu kafayı yeniden hortlatmaya çalışıyor. Biz  hiçbir sendikaya kendi arka bahçemiz olarak bakmadığımız gibi kimsenin de  sendikaları arka bahçesi haline getirmeye çalışmasına da rıza göstermeyiz.

Maalesef ülkemizde TBMM önünde protesto için kendini yakmaya kalkan  bir işçiye 'Git kendini sarayın önünde yak' diyecek kadar insanlıktan nasibini  almamış bir muhalefet anlayışı var. Şimdi bu zihniyetin belediyelerdeki işçi  kıyımına varan uygulamalarıyla karşı karşıyayız. Bir yerde kimin çalışıp kimin  çalışmadığını en iyi oradaki emekçiler bilir. Gidersiniz onlara sorarsınız,  çalışana hakkını verirsiniz, çalışmayana da yol verirsiniz. Böyle bir tasarrufa  kimse de karşı çıkmaz ama evine ekmek götürmek dışında bir çabası olmayan  insanları sırf siyasi veya ideolojik sebeplerle mağdur etmenin, ekmeğiyle  oynamanın vebalinin altından da kimse kalkamaz. İnşallah bu tür yanlışlardan en  kısa sürede dönülür."

'Ülkemizin  potansiyeli öylesine büyük ki...'

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizin  potansiyeli öylesine büyük ki değil 82 milyon, 182 milyon da olsak hepimize  yeter." dedi. 

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki 1 Mayıs Emek ve Dayanışma  Günü Yemeği'nde, iktidara geldiklerinde demokraside ve ekonomide olduğu gibi  çalışma hayatında da ciddi sorunları kucaklarında bulduklarını belirtti.

"1994 ve 2001 krizleriyle belleri bükülen, 28 Şubat ile özgürlük  alanları kısıtlanan çalışanlarımızın sorunlarının çözümünü önceliklerimiz arasına  aldık." ifadesini kullanan Erdoğan, o dönemde, yaşanan ağır ekonomik buhranlar  sebebiyle hem kamuda hem de özel sektörde işçi alımlarının büyük ölçüde  durduğunu, taşeron uygulamasının bir sömürü haline getirildiğini, çalışma  barışının bozulmaya yüz tuttuğunu söyledi.

Bu dönemlerde, zorunlu tasarruf ve konut edindirme gibi başlıklar  altında çalışanlardan kesilen paraların akıbetinin belli olmadığına dikkati çeken  Erdoğan, "Kayıt dışı çalıştırma öylesine yaygınlaşmıştı ki sendikaların varlığı,  yokluğu anlamsız hale gelmişti. İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sözü bile  edilmeyen bir lüks olarak görülüyordu. Kılık kıyafet yönetmeliğiyle çalışanlar  üzerinde estirilen terör, özel sektöre de sirayet etmişti. Hemen kolları sıvadık,  tüm bu sorunları teker teker çözecek adımları attık." diye konuştu.

Hükümetleri döneminde asgari ücreti nominal olarak yaklaşık yüzde bin,  reel olarak da yüzde 145'e yakın artırdıklarını dile getiren  Erdoğan, aynı  şekilde diğer çalışanların, emeklilerin aldıkları ücretlerde de reel olarak  ortalama yüzde 140 artış yaşandığını bildirdi.

Erdoğan, sosyal güvenlik hizmetlerinin tamamını insan odaklı anlayışla  geliştirdiklerini, devleti, çalışanlar karşısında borçlu durumda olmaktan  çıkardıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zorunlu tasarruf ödemeleri için 4,5 milyon  kişiye 15,5 milyar lira, konut edindirme yardımları için de 8 milyon kişiye 4,5  milyar lira olmak üzere toplam 20 milyar lira ödeme yaptıklarını anlattı.

"Sorunu kökten çözdük"

Uzun süredir tıkanmış olan kamuda kadrolu personel alımı yolunu  yeniden açtıklarını, 218 bin işçi ve 300 bin sözleşmeli memuru göreve  başlattıklarını belirten Erdoğan, kamuya hizmet veren taşeron firmalarda çalışan  işçilerin tüm haklardan yararlanabilmelerini temin ettiklerini, ardından da 950  bin taşeron işçiye kadro vererek sorunu kökten çözdüklerini dile getirdi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Diğer yandan, kayıt dışı çalışma sorunu tamamen  çözülememiş olsa da neredeyse iki kata yakın iyileşme sağlanmıştır." dedi.

Erdoğan, memurlara toplu sözleşme hakkının kendi dönemlerinde  getirildiğini, çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun da tarihi bir reform  mahiyetinde olduğunu söyledi. Erdoğan, sosyal güvenlik kurumlarını tek çatı  altında toplayarak, özellikle sağlık alanında herkesin aynı kalitede hizmet  alabilmesini temin ettiklerini hatırlattı.

Çalışma hayatı mevzuatını pek çok alanda yenilediklerini, bugüne uygun  hale getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, darbe döneminin mirası olan kılık kıyafet  yönetmeliğini değiştirerek ayrımcı ve baskıcı uygulamalara son verdiklerini,  çalışma hayatının her alanında çok önemli düzenlemelere, iyileştirmelere imza  attıklarını bildirdi.

"Hep birlikte Türkiye olacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin en büyük gücü, milletimizin birliği ve beraberliğidir.  Bugüne kadar ülkemize ve milletimize yönelik tüm saldırıların üstesinden işte bu  sayede gelmeyi başardık. Dünyada ve çevremizde yaşanan hadiseler, bize  özgürlüğünü, hukukunu, güvenliğini üretimini, bunların işleyişini sağlayan devlet  düzenini kaybeden toplumları çok acı akıbetlerin beklediğini göstermektedir.  Hangi kökenden gelirsek gelelim, hangi kesime mensup olursak olalım, hangi siyasi  görüşlere sahip olursak olalım Türkiye ortak paydasının sembolü olan Rabiamızı en  üstte tutmamız gerekiyor. İşte bunun için biz her fırsatta, 'tek millet, tek  bayrak, tek vatan, tek devlet.' diyoruz. İşte bunun için bıkmadan, usanmadan,  sürekli olarak 'bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep  birlikte Türkiye olacağız.' diyoruz. Ülkemizin potansiyeli öylesine büyük ki  değil 82 milyon, 182 milyon da olsak hepimize yeter. Milletimizin gönlü öylesine  geniş ki kendimizle birlikte milyonlarca kardeşimizi de kuşatabiliyor."

Türkiye'yi ülkelerden bir ülke, Türk milletini toplumlardan bir toplum  sananların yanıldığını dile getiren Erdoğan, "Biz, Rabbimizin ihsanı olan,  cesaretiyle, kabiliyetiyle, dirayetiyle, gayretiyle, şefkatiyle geçmişi ve  geleceğiyle bambaşka bir ülkeyiz, bambaşka bir milletiz. Biz farklıyız." diye  konuştu.

"Ne yaparlarsa yapsınlar, hedeflerimizden vazgeçmeyeceğiz"

"Şayet kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, nereden geldiğimizi, nereden  nereye gittiğimizi unutmazsak kimse bize diz çöktüremez, kimse bizi teslim  alamaz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Tek yumruk olduğumuzda 'yel kaydan ne götürür' misali bize yapılan  saldırıları birer birer bertaraf ederiz. Türk milleti olarak birbirimize  kenetlenirsek, kucaklaşırsak Allah'ın izniyle her türlü zorluğun üstesinden  geliriz. Unutmayın, hiçbir siyasi, ideolojik, ekonomik, sosyal çıkar Türkiye'den  büyük ve güçlü Türkiye davasından daha önemli değildir. Her birimiz kendi  kulvarımızda hangi mücadeleyi verirsek verelim mesele vatanımızın bekası,  milletimizin istiklal ve istikbali olduğunda aynı safta, aynı ortak paydada  buluşabilmeliyiz. Gerektiğinde hep birlikte kol kola girip 82 milyon olarak  hedeflerimize yürüme iradesini ortaya koyabilmeliyiz. İşte bugün, bu akşam,  burada biz sadece çalışanlar noktasında bu kesimin bir sembolünü aramıza aldık ve  sizlerle beraber bu muhabbet sofrasında bir araya geldik. Türkiye'nin 2023  hedefleri işte böyle bir ehemmiyete sahiptir. Dikkat edersiniz ne zaman ülke ve  millet olarak bu hedeflerimizi ilan ettik, ulaşma kararlığını ortaya koyduysak o  günden beri başımız beladan kurtulmuyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, hedeflerimizden  vazgeçmeyeceğiz. Ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline  getirmeden, her bir vatandaşımızın refah seviyesini buna uygun şekilde artırmadan  bize durmak, dinlenmek, bir anı bile boşa geçirmek haramdır."

İşçilerin bugüne kadar hep yanlarında yer aldığını söyleyen Erdoğan,  verilen mücadelenin zorluğunun arttığını, gelecek dönemde daha büyük ve güçlü  destek beklediklerini belirtti.

Erdoğan, sözlerini, Türkiye ve dünyadaki işçilerin 1 Mayıs Emek ve  Dayanışma Günü'nü kutlayarak tamamladı.

Notlar

Yemeğe, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Aile, Çalışma ve  Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un yanı sıra Rize'de yemek yediği  sırada aniden fenalaşan köpeği suni teneffüs ve kalp masajıyla hayata döndüren  Ömer Yılmaz, Düzce Belediyesinde temizlik işçisi olarak çalışan ve temizlik  yaparken bulduğu içi para ve altın dolu çantayı polise teslim eden Engin Verep,  İstanbul Büyükşehir Belediyesi Geri Dönüşüm Ayrıştırma Tesislerinde çalışan ve  bulduğu cüzdandan çıkan 2 bin dolar, 25 dirahmi ve 10 kredi kartını sahibine  teslim eden Ayşe Demircan, TEM Otoyolu bağlantı yolunda yanan araca müdahale eden  Esenler Belediyesi temizlik işçisi Ramazan Yiğit, Şanlıurfa'ya 30 kilometre  uzaklıktaki Şenocak Mahallesi'nde zihinsel ve bedensel engelli kızı Ayşe için  özel tasarım bisiklet yapan otel çalışanı Fevzi Beyunca, Amasya Suluova'da  pazarcılık yaparak 4 çocuğunu okutan Münevver Çalışkan, Şanlıurfa'da emekli  olduktan sonra Büyükşehir Belediyesi için gönüllü ressamlık yapan Necdet Köylü,  küçük bir kızı otobüsün altında kalmaktan kurtaran Çanakkale Belediyesi Akıllı  Bisiklet Kiralama Sistemi görevlisi Oğuzhan Akgün'ün de aralarında bulunduğu  çeşitli meslek gruplarından 170 kadar işçi katıldı.

KAYNAK: AA

YORUM EKLE