Şapkasız çıkmam abi...

"YAZMAYAYIM" diyorum, "Göze batma Karaaslan" diyorum, "Düşmanlık gibi algılanacak" diyorum...
 

Yani kendimi az da olsa tutmaya çalışıyorum.
 

Ama hayır! Olmuyor, olamıyor.
 

*
 

Önceki yazımda “Anladım ki Pazarcık bir 5 yılını daha kaybetmiş…” diye yazdım, İbrahim Yılmazcan taraftarları, sağ olsun, öyle bir malzeme veriyorlar ki, insanın kendini tutması imkânsız hale geliyor.
 

Kimisi telefon açıyor; “kardeşim o bahsettiğin meclis üyesi filanca tarikata bağlı diyor… Çarpılırsın diyor… O tarikatın kaç bin müridi var biliyor musun?” Diyor…
 

Kimisi telefon ile video çekiyor, “hakkımda atıp tutuyor…”
 

Kimisi, hakaret içeren yorum yolluyor…
 

Demek ki…
 

Yazdığım yazı bayağı ses getirmiş…
 

Demek ki…
 

Yazdığım yazıdan anlamayan bazı akıl yoksunu kişiler, İbrahim Yılmazcan’a dalkavukluk yapmak için bazı davranışlar içine girmiş…
 

Girebilirler…
 

Kimseyi susturacak halimiz yok…
 

Kimseye gem vuracak halimiz yok…
 

*
 

Şu husus özelikle bilinmelidir ki:
 

- “Daha kalemimizi satın alacak para icat olmadı…”
 

*
 

Siyasetçi…
 

Öncelikle konumunu, konuştuğu kelimeleri, çok iyi tartmalı ve ona göre konuşmalı…
 

*
 

Siyasetçi…
 

Saygı görmek istiyorsa randevu verdiği kişiye o saygıyı göstermeli…
 

*
 

Siyasetçi…
 

Kendisinden önce görev yapmış aynı partinin bir belediye başkanı hakkında afra tafra atıp tutan yandaşlarına susun bakalım demeli…
 

*
 

Ve en önemlisi…
 

Siyasetçi…
 

Özellikle halkın seçtiği bir siyasetçiyse?
 

Bir basın kuruluşuna randevu vererek davet ettikten sonra...
 

Öyle; "…….. Bey’in talimatı var, ……… Filanca kuruluştan başkasına demeç vermem" dememeli…
 

*
 

Öyle dediği zaman…
 

Bende Pazarcık halkı adına buradan sorarım:
 

- 31 Mart seçimlerinde almış olduğunuz 17.901 seçmenin biri veya oy vermeyen diğer seçmenlerin herhangi biri, bir talepte bulunduğu zaman...
 

- O talebe karşılık, …….. Bey’in talimatı var, ondan emir gelmeden bu talebinize cevap veremem, yapamam mı? diyeceksiniz…
 

*
 

Şu unutulmamalıdır ki:
 

Siyasetçi siyasetçiliğini yapar…
 

Basın mensupları ise, o siyasetçinin yaptıklarını veya yapamadıklarını halka ulaştırır…
 

*
 

Bir hatırlatmada bulunmak istiyorum:
 

Aklıma bir an “Mazhar, Fuat, Özkan’ın” reklamı geldi…
 

Hani o reklamda konsere giderken lokantada şapkasını unutuyordu ya!
 

“Şapkasız çıkmam abi” diyordu ya!
 

Malum olduğu üzere o meşhur siyasetçi…
 

Söylediği gibi o ………… Filanca kuruluşa demeç verirken…
 

Ya “şapkasız çıkmam abi” derse?
 

YORUM EKLE