Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı bugünkü yazısında ''Partiler seçimde arkasında kitle olanları aday gösterecek!'' diye yazdı.


KİM ne derse desin…

Haziran 2023 veya daha erken yapılacak bir seçimde, partiler şimdiden ince eleyip sık dokuyacağa benziyor…

Öyle Ankaralardan gönderilip, aday isminin belirlenmeyeceği bir seçim olacak…

Kendi şehirlerinde aday yapılacak kişilerin, halk tarafından sevilen, sayılan ve destek gören isimlerden yazılması ağırlık kazanmış durumda…
 


 

Öncelikle AK Parti…

MKYK da bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunum yapıldığı gelen kulis bilgileri arasında…

Mesela Habibe gibi isimlerin, listeye yazılmasının artık olanağı kalmamış gözüküyor…

Celalettin Bey, vekilliğe nokta koyup artık emekliliğin keyfini çıkaracak diye düşünüyorum…

Cihat Sezal’a da,  sanki teşekkür edilecek havası hakim…

Geriye kalan iki isim, Mahir Ünal ve Ahmet Özdemir şu an AK Parti de aday gösterilecek banko isimler arasında yer alıyor desem abartmış olmam…
 


 

AK Parti de aday adayı olacak kişilerden, şehirde sessiz ve derinden bir çalışma var gibi…

Mesela Erkoç ve gurubu, (kim oldukları üç aşağı beş yukarı belli) tam presle sahada…

Her yerden fotoğraf kareleri paylaşılıyor…

Her platformda gözükmeye çalışıyorlar…

Mesela Ömer Bilal Debgici, İl Başkanlığı döneminde kimselere atmadığı SMS mesajını, il Başkanlığından gittikten sonra atmaya başladı desem yine abartmış olmam…

İnsanlar diyor ki; ‘’Koltukta otururken bizleri hatırlamayanlar, koltuktan gittikten sonra bizleri hatırlaması biraz yapmacık geliyor…’’
 


 

İl Başkanı Fırat Görgel’in, işi gerçekten kolay değil…

Kendisi bu şehirde çok seviliyor…

Aday olmayacağını açıklaması, bütün yükü omuzlarına yüklemiş gibi gözüküyor… Çünkü yönetimindeki isimlerin Hakan Dereli dışında hiç kimseyi kamuoyu tanımıyor…

Bu seçimde başarıda, başarısızlıkta, Fırat başkanın hanesine yazılır…

Anlayacağınız AK Parti de bu seçim, kesinlikle halk tarafından sevilen, sayılan, arkasında kitle olan isimlerin aday yapılacağı, öyle genel merkezde dayım var, emmim var, tanıdığım var diyerek, adaylığının önü açılmayacağı yani ince eleyip sık dokunulacağı gibi gözüküyor…

Zaten Habibe ve Hayrettin gibi isimler yüzünden AK Parti, bu şehirde bir yara almış gözüküyor…

Özür dile hadsiz Yılmaz Özdil Özür dile hadsiz Yılmaz Özdil

Dolayısıyla aday isimler çok ama çok önemli…
 


 

CHP’de durum farklı…

Orada Ali Öztunç rüzgarı var…

Kahramanmaraş halkı Atom Karınca lakabı takarak ona sevgisini belli ediyor…

Kahramanmaraş’ın her sorununu dile getirmesi…

Her arayan vatandaşa cevap vermesi, müsait olmadığında dönmesi onun artı hanesine yazılmış gibi…

İkinci sıra aday ismi onlar içinde sevilen ve bu şehrin içinden olan biri olursa…

CHP yıllar sonra bu şehirde 2 vekille temsil edilmesi sürpriz olmamalı…
 


 

İYİ Parti de şu an sessizlik hâkim…

Kongre kararı alınması…

İl Ve İlçe yönetimlerinden istifaların olması…

Milletvekili Adaylığı sıralamasın da tahminleri alt üst etmiş durumda…

İl Başkanı Ahmet Çabukel, maddi manevi partiye il ve ilçeler olmak üzere büyük destek veren bir isim…

Ve Kamuoyu tarafından da çok seviliyor…

Kongrede aday olmayacak gibi…

Milletvekilliğine yakışır diyenler çoğunlukta…

İYİ Parti, Kahramanmaraş’ta AK Parti’den sonra ana muhalefet konumuna gelmiş ve sürpriz sonuç alacak diye düşünülüyor…

Geçen seçimde Milletvekilliği kıl payı kaçtı…

Dr. Faruk Atlı seçildim derken, yurt dışı oyları ile kaybetti…

Bu seçimde de yine aday adayı olacak gibi…

Bence Av. Ahmet Çabukel ve Dr. Faruk Atlı listede hem de ilk sıralarda olmalı…

Eğer genel merkez bir yanlışlık yaparak aday isimleri genel merkezden belirlerse, halkın görmek istediği isimleri yazmazsa, aldıkları rüzgarın yönü tekrardan AK Parti’ye döner diye düşünüyorum…
 


 

MHP’de durum, filmleri aratmayacak şekilde…

Son günlerdeki karmakarışıklık…

Sefer Aycan’ın seçildiği günden beri söylemleri halk arasında kabul görmemesi bir yana…

İl Başkanı Ertuğrul Doğan’ın camiaya yönelik ses kaydının gündeme gelmesi…

Genel Merkezin sessiz kalması…

MHP’nin bu şehirde vekilliğini kaybedeceğini gösteriyor… 

Ülkücü camia partisine küsmüş gibi…

Genel merkezin olası bir müdahalesi ve yeni bir İl Yönetimini göreve getirmesi, hele hele sevilen bir abi konumundaki ismi ataması neticesinde, kaybedilen oyların geri dönmesine vesile olur…

O zaman dengeler değişir diye düşünenlerdenim…

MHP şu anki teşkilatla seçimlere gittiği takdirde bu şehirde büyük bir hezimet yaşar…
 

★★★
 

BASIN 4.GÜÇ OLMAKTAN ÇIKARILIYOR
 

Bu ülkede öteden beri yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç, hiç şüphesiz basın olmuştur.

Ne var ki özgürlük yanlısı olarak iktidara gelen Ak Parti, son yıllarda bu alana da el attı.

Meclisten geçen dezenformasyon yasası eğer Cumhurbaşkanı tarafından onaylanırsa, bundan böyle bir gazeteci düşüncelerini ve eleştirilerini eskisi gibi ifade edemeyecek.

Tasarı’nın ünlü 29. Maddesi “endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde yayan” kimsenin 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını öngörüyor.

Yahu iktidar erkinden bir sağduyulu feraset sahibi bir kişi çıkıp da, ‘’bugün iktidarız ama yarın bir iktidar değişikliğinde bu yasa bizleri de vurur’’ deme eğiliminde bulunmuyor…

Ne haddine canım?

Cumhurbaşkanının aleyhine söz söylemek, eleştirmek, fikir beyan etmek kimin haddine?
 

★★★
 

MADEN FACİASI
 

Yine 41 canımızı kaybettik. Soma'da 301 can vermiştik. Madencinin kaderi deyip, madenciliğin fıtratında ölümü meşru görüp hiçbir tedbir almamak, kaderiyeciliktir demek, İslam'a hakarettir.

Olup biten olumsuzlukları İslam'ın sırtına yükleyip yan gelip yatanlar, acıları sarıp, bir daha bu tür faciaları yaşanmaması için gerekli tedbirleri almakla mükelleftirler.

Ölen kardeşlerimize Allah'tan rahmet, hastalara şifa diliyorum.
 

★★★
 

SOYLU VE DÖNMEZ

Facianın olduğu gece TV ekranlarında, özellikle iktidar yanlısı medyada sık sık Cumhurbaşkanının talimatıyla,  İçişleri Bakanı Soylu ile Enerji Bakanı Dönmez’in, Bartın'a hareket ettikleri duyuruldu.

Ne yani Cumhurbaşkanı talimat vermese bu bakanlar bölgeye gitmeyecek miydi?

Aslı görevlerini yaparken de mi talimat bekliyorlar?

Bir bakanın kendi iradesiyle Türkiye'nin herhangi bir iline gitme özgürlüğü yok mu?

Kaldı ki Bartın'da yaşanan bir afat, bir faciadır.

Saatler sonra değil anında orada olması gerekir.
 


 

Bu şuna benziyor:

Balıklı Rum Hastanesinde çıkan yangının Cumhurbaşkanının talimatıyla söndürüldüğünün propagandasının yapıldığı ülkede, özgürlük olabilir mi?

Dezenformasyon yasası uygulanırsa, bunları da yazamayacağız.

İyi günlerdeyiz yani…
 


 

Koyu bir AK Partili attığı mesajda aynen şöyle yazmış:

Kıyısından, köşesinden eleştirsem de, bir Ak Partili olduğum halde çıkan dezenformasyon yasasından dolayı bu endişeleri taşıyorsam; kim bilir muhalifler ne düşünüyordur?