Arslanbey’in oğlu Mahmut Toğuzata 12 Şubat Kurtuluş Bayramı’nın coşkusunu yaşadı

Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu yıl dönümü kentte coşkuyla kutlanıyor.

Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu yıl dönümü kutlamaları kentte düzenlenen etkinliklerle başladı. Kentte düzenlenen kurtuluş coşkusu etkinliklerine Arslanbey’in oğlu Mahmut Toğuzata'da katıldı.

Toğuzata; "Ben bir haftadır maraşlıların yüzüne bakıyorum. Onların morallerinin daha da yükseldiğini, daha da bir heyecan, daha da bir coşku içerisinde olduklarını görüyorum, bundan da çok mutlu oluyorum. Biliyorum ki geçmişleriyle bağlarını korumuşlar, İnşallah ebediyen sürdereceğiz. Atalarımızı, bizim için canını, malını, kanını hiç düşünmeden feda eden o insanları, her zaman anacağız" dedi. 

Arslanbey (Toğuz) kimdir?

Arslanbey, 1275 tarihinde Kafk asya’dan göç eden Toğuzata Kabilesi’nin Maraş bölgesine yerleştirilen bir boyuna mensuptur. Babası jandarma çavuşu Çerkez Hasanbeyzâde Abdullah Efendi, annesi Nazire Hanımdır. Arslanbey, 1302 (1886) yılında Maraş’a bağlı Göksun ilçesi Fındık köyünde doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Elbistan İptidai Mektebi Rüştiyesinde tamamladıktan sonra, Elbistan’da medrese tahsili görerek, Arapça öğrenmiştir.

Eğitimini tamamladıktan sonra Göksun Kazası’nın köylerinde bir müddet ilkokul öğretmenliği yapmış, daha sonra ise iş bulmak amacıyla 1908’de Meşrutiyetin ilanından sonra Halep’e giderek polislik mesleğine başvurmuş ve 1 Mart 1910’da başvurusunun kabul edilmesi üzerine polislik mesleğine girmiştir. Bir süre sonra yazılı imtihana girip, sınavı kazanarak Halep Emniyet Müdürlüğünde Komiser Muavinliği görevine atandı. 15 Şubat 1911 tarihinde Beyrut Polis Mektebinin 3. eğitim ve öğretim devresine katılarak, buradan pekiyi derecesiyle mezun oldu.

Bir süre Beyrut Vilayeti Polis kadrosu komiser muavinliği görevinde bulundu. Daha sonra ikinci komiserlik sınavını kazanarak 10 Haziran 1915 tarihli atama kararıyla Halep ili Polis kadrosu ikinci komiserlik görevine atandı. Buradaki kısa görev süresinin ardından 28 Nisan 1916 tarihli atama ile Beyrut Polis Mektebi Dâhiliye Zabitliği ve Beden Eğitim Öğretmenliği görevine atandı. 1917 yılı Ağustos ayında Trablusşam Polis kadrosunda ikinci komiserlik görevine getirildi ve 10 Ekim 1917 tarihli atama kararıyla ise başkomiserlik görevine atandı.

1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra Maraş Livasının düşman işgaline uğraması üzerine Maraş’a dönerek direniş kuvvetlerini örgütledi. Müdafaa-i Hukuk Teşkilatını kurarak millî kuvvetlerin komutanlığınıüstlendi. Müdafaa-i Hukuk Teşkilatının kuruluşu çok kolay gerçekleşmedi; Kayabaşı ve Şekerli Heyetlerinin birleşmesiyle merkez heyeti seçildi. Daha sonra yapılan seçimle Arslanbey Reisliğe, Refet Hoca II. Başkanlığa, Faik Bey Katipliğe, Hacı Nuri Veznedarlığa seçildi. Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Arslanbey’in; “Arkadaşlar harp başlamıştır. Allah’ın inayeti peygamberin ruhaniyeti, din kardeşlerinin fedakârlığı ile her şey göze alınmıştır. Vatanımız tek kişi kalana kadar düşmana teslim olmayacaktır. Gayret bizden yardım Allah’tan…” sözleri ile mücadele başlamıştır. Maraş’ın düşman işgalinden kurtarılmasında olağanüstü başarılar gösteren Arslanbey, bir süre sonra millî güçlerle birlikte Antep savunmasına da katıldı. Maraş Heyeti Merkeziye Reisi Arslanbey’in Meclise çekmiş olduğu 14 Mayıs 1920 tarihli telgraftan anlaşıldığı üzere, Antep ve İslahiye Cephesinde düşmana 200 civarında zayiat verdirildiği ve düşmanın Kilis istikametine çekildiğini anlaşılınca; Mecliste büyük bir sevinç yaşanmıştır.

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2019, 18:36
YORUM EKLE
YORUMLAR
2019
2019 - 2 hafta Önce

2019 yılında ilimizde gerçekleşmesini istediğimiz konular :
1- istihdam ( kuzey ilçeler için )
2- tarım ve hayvancılık sorunlarının çözümü
3- turizm alanlarının tanıtımı ( esbabı kehf- başkonuş- hançer kanyonu)
4- ilçelere belediye otobüs seferleri
5- Yollar ( Andırın- Göksun ve Ilıca - Maraş
6- Eğitimde ilk onda yer almak
7- Alabalık kültürünün yaygınlaşması

Herkese teşekkürler

Sosyal medya
Sosyal medya - 2 hafta Önce

İnsanlar sosyal medyayla ilgilendikleri kadar kendisinin , evinin , sokağının , köyünün , mahallesinin , ilçesinin , şehrinin ve de ülkesinin sorunlarıyla ilgilense ortada problem diye bir şey kalmaz

banner75