Müslüman kadını

Yazarımız, emekli müftü İmran Kılıç, bugünkü yazısında "Müslüman kadını"nı konu alıyor. İşte o yazı:

Müslüman kadını

 

İslâm, kadının makul bir varlık olarak kalmasını talep eder. Ondan ne melek olmasını ne de şeytan olmasını bekler. Hz. Peygamber (s.a.v) “itidal işlerin en iyisidir” buyurmuştur. Onun İslâm’daki mevkiini diğer medeniyetlerde veya hukuki sistemdekilerde mukayese etmek veya aradaki tezadı görmek arzu edilirse sırf münferit adetlerin değil bütün vakıaların nazarı itibara alınması lazım gelir.

 

A.  Anne olarak Kadın: “Cennet anaların ayakları altındadır.” Bir kimse Hz. Peygambere en makbul ameli sordu. 1. Namazın vaktinde kılınması. 2. Ana ve baba hakkında cömert olmaktır. Nitekim ayet-i kerime’de onlara öf bile demememiz gerektiği emredilmektedir.

 

B. Zevce olarak: “ Sizin içinizde en iyiniz zevcesine karşı en iyi olanınızdır.” Veda hutbesinde: Ey insanlar! Kadınlarınızın sizin üzerinizde hakları ve sizinde onlar üzerinde haklarınız vardır. Sizin onlar üzerindeki haklarınız, onların yatağınızı başkalarına çiğnetmemesi, sevmediğiniz ve izin vermediğiniz insanların evinize girmemesi ve onların düşük hareketlerde bulunmamasıdır. Onların sizin üzerinizdeki hakları ise giyeceklerini, yiyeceklerini ve meskenlerini en güzel âdete ve gücünüze göre temin etmektir. Size kadınlarınıza en iyi şekilde muamele etmenizi emrederim. Kadınlar hakkında Allah’tan korkun.

 

C. Kız evlat olarak kadının İslâm’daki yeri: Kur’ân-ı Kerim, İslâm’dan evvelki müşriklerin kız evlatlarına karşı takındıkları tavrı kötüler. "Ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman: "Hangi suçtan dolayı öldürüldü?" (Tekvir Suresi, 8-9) "Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle-taşarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?" (Nahl Suresi, 58-59) “Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.” (Nisâ Suresi, 32) Hz. Peygamber (s.a.v) üç, iki veya bir kızı olup da onları büyütüp yetiştirenleri, İslâmî bir eğitim verenleri Cennetle müjdelemiştir.

 

D. Erkek ve kadın fiziki ve ruhi yönden birbirine denk değildir. Mesela bir erkek kadın gibi hamile kalamaz. Erkeklerin tabii vasıfları da kadınlar tarafından yerine getirilemez. Kadının yapısı daha narindir. Bu narinlik onun kemiklerinin, beyninin ağırlığına kadar tesir eder. Kadın daha zarif, erkek ise daha güçlüdür.

 

E.Erkek daha güçlü olduğu için evde ailenin reisi erkektir. İslâm, bunu böyle kabul ettiği gibi dünyanın bütün hukukları da bunu böyle kabul ediyorlar. İsviçre’nin kanunu bile kadınla erkeğin birbirlerine eşit değil eş olduğunu söyler.

 

KADININ VAZİFELERİ

 

A. Dini inanç hususunda ilk vazifesi erkekte olduğu gibi Allah’ın birliğine inanmaktır. İslâm bir kimsenin dinini değiştirmeye zorlanmasını yasaklamıştır. Bir Müslüman’ın gayr-i Müslim eşi dinini muhafaza etmek ve şahsi ehliyeti içinde onun icaplarını yerine getirmek hususunda bütün haklara sahiptir.

 

B. İbadet: Erkeklere farz olan namaz, bazı müsaadelerle kadınlara da farzdır. Belirli hallerde namazdan muaftır. Cuma ve cemaat namazlarından muaftır. Oruç onun için hafifletilmiştir.  Kadın hallerinden dolayı tutamadığı orucu daha sonra kaza eder. Yine Hac ibadeti esnasında kadın hallerinden dolayı ifa edemediği bazı hac menasikinden muaf tutulurlar. Zekât’ta ise erkeklerle müsavidirler.

 

C. İslâm’ın erkeğe yasakladığı şeyler kadınlara da yasaktır.

 

D. Bütün dinler ve kanunlar fuhuş ve zinanın suç olduğunu söylerler.  İslâm, fuhuş ve zina’ya giden yolları tıkama hususunda daha ciddi davranmış ve oralara götüren yolları emirleri ile tıkamıştır.  Bunun içindir ki Kur’an, önce celâbiblerini (Tepeden tırnağa örten bir nevi örtü elbise) giymelerini emretti. (Ahzab, 33/59) “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar.” (Nûr, 24/31)  “Onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur.” . (Ahzab, 33/59)  (Nisâ, hem kız hem de kadın anlamındadır.)

 

E. Görev: İslâm tarihinin her devrinde Peygamber (s.a.v)’in devride dâhil Müslüman kadınların kendilerine yakışan her mesleğe intisab ettikleri görülür. Hastabakıcı, Mürşit, Doktor, Öğretmen, savaşlarda geri hizmetler ve teknik işler v.b. meslekleri icra etmişlerdir. Örneğin Hz. Ömer (r.a.), Medine’de pazarı kontrol için Şifa binti Abdillah adli sahabi hanımı müfettiş olarak tayin etmiştir. Yine aynı hanım Hz. Peygamberin hanımı Hafsa (r.a.) ya okuma yazma öğretmiştir. Kadın İslâm cemiyetinde hayatını kazanmak ve kabiliyetlerini geliştirmek için erkeklerle işbirliği yapabilir.

 

F. İslâm’da kadın erkek için erkekte kadın için bir örtüdür ve birbirlerini tamamlarlar.

 

EVLENME

 

1. Hz. Peygamberin buyurduğu gibi kadın soyu, güzelliği, malı ve dini (ahlakı) için nikâh edilir. Sen ahlaklı olanı seç.

 

2. Alacağın kadını gör. Allah Resulü, Muğire b. Şube’ye evlenmek istediği kadını görmesini emretmiştir.

 

3. Kadın evlenmek istemediği kişiyle zorla evlendirilemez.

 

4. Kadın kocasından mihr isteyebilir. Bu hak İslâm’ın kadına tanıdığı bir haktır.

 

5. Kadın kendi başına mal biriktirebilir ve sahip olduğu malda tasarruf hakkına sahiptir.

 

6. Tefviz Talakı: Bazen kadın evlilik akdinde talak salahiyetinin (boşama hakkı) kendi elinde olmasını şart koşar. Kocası buna muvafakat edince, kadının da boşanmayı talep ve onu icra hakkı olmuş olur. Bir kadın kocasının ahlaksızlığından veya ihmalinden korkarsa meseleyi düzeltmeye teşebbüs edebilir. Ve son çare olarak kanuni yoldan onunda ayrılmayı istemek hakkı vardır. Buna (Tefviz Talakı) denir.

 

7. Boşamak Allah’ın helal kıldıkları arasında en fazla kerih gördüğü şeydir. Ve kadın erkeğin ayağında bir pabuç değildir. Nikâh, şartları tescil edilir. Buna nafakaya rağmen erkeğin karısını boşama yetkisi vardır. Kadının nafaka hakkı vardır.

 

KADIN HAKLARI

 

1. Suçsuz bir kadına iftira eden kimse delilleriyle ispat edemezse iftira etme cezasına çarptırılır. Ayrıca ömür boyu bir mahkeme huzurunda şahitliği geçersiz sayılır. Kabul olunmaz.

 

2. Mirastan belli şartlarda ve belli ölçülerde mal alır.  Mahrum bırakılamaz.

 

3. TAADUD-İ ZEVCÂT: İslâmiyet’te çok eşlilik geçerlidir. Kısırlık, hastalık, erkek nüfusunun az, kadın nüfusunun fazla oluşu gibi durumlarda Taaddud-u zevcât yapılabilir. Ancak erkek eşleri arasında her konuda adaleti temin etmek zorundadır. En hayırlısı bir tane ile yetinmektir. Çok evlilik erkeğe bir mecburiyet değildir. İsterse evlenir, dilerse evlenmez. Aynı şekilde kadın içinde bir mecburiyet yoktur, dilerse kuma üzerine varır, dilerse varmaz. Bir adamın ikinci hanımı olmak veya olmamak kadının kendi takdirine bırakılmıştır. Bunda bir mecburiyet yoktur.

 

Netice olarak:

 

1- Kadın hakları konusunda İslâm’a dil uzatanların anlayış ve uygulamasına göre kadın çoğu zaman reklam vasıtasıdır.

2- Boşanmaya karşı çıkanlar, mahkemeleri çıkmaza düşürmüşlerdir.

 

3- Kadın en tabii haklarını istediği gibi kullanabilir.

 

4- Kadının örtünme hakkını elinden almak için çabalayanlar çoğu zaman çağdaş uygulamalara da ters düşmektedirler.

 

5- Bazı İslâm ülkelerinde ortaya çıkan kadın liderler kadın oldukları için değil, yolsuzluk yapıp halkın gözünden düştükleri için yerlerinden olmuşlardır.

 

6- Kadının en temel İslami ve insani haklarını vermeyenler insan hakları evrensel beyannamesi, Anayasa hükümleri ve kanunlara karşı çıkıyorlar.

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner44

banner4

banner47

banner43

banner45

banner46