Maraşa Mektup -4

Yazarımız Atilla Sarıyıldız, bugünkü yazısında rahmetli babası Hanifi Sarıyıldız'ın 'Maraş'a Mektup -4' şiirini konu alıyor.

Maraşa Mektup -4
banner150

 

Merhaba sevgili okurlar, sevgili dostlar.

 

Şubat ayının Kahramanmaraş’ lılar için ne denli önem arz ettiğini belirtmiştik. İzlenimlerime göre yıllardır çoşku ile kutlanan 12 Şubat Kurutuluş Bayramımız bu sene, etkinlikler, organizasyonlar, protokol, katılım, vb. gibi birçok aksaklık, uyumsuzluk ve beceriksizliklerle dolu geçti.

 

Sosyal medyada, yerel basında benle aynı fikirde olan, hatta daha sert eleştiri yapanlarda oldu. Hep daha iyiyi isteyen insanoğlu bir önceki dönemlerin özlemi ile yanıp tutuşuyor. Yöremize, Maraşımıza ait olmayan, halk oyunları, şiveler, acemice oynanan, ellerinde kağıt parçaları ile okunarak yapılan tiyatro, yanlış kostümler, olmayan makyajlar, beklentinin çok çok altında kalan protokol, berbat bir organizasyon. Bu memleketin havasına, suyuna, özüne, kahramanlarına, gazilerine ve şehitlerine verilen değer gittikçe azalıyor mu? Gelen gideni aratıyor değil yakınından bile geçmiyor. Bir yıl olacak Belediye seçimleri biteli daha hiçbir vaat yerine getirilmedi. İnşallah en kısa zamanda KAHRAMANMARAŞ hak ettiği değeri görür.

 

Sözü çok uzatmadan Dostozan’ın  Maraş’ a yazdığı 4 üncü Mektup’ a başlayalım. Günler, haftalar, aylar öyle bir özlemle geçiyor ki, Dostozan’ın Maraş’a olan özlemi sel olup akıyor sanki. 1-2-3 derken 4’ üncü Mektup geliyor. Yıl 1966 şairin kendi anlatımıyla Ankara’ ya geleli 15 yıl olmuş. Yaşının 35 olduğundan bahsediyor, demek ki 20 yaşında gelmiş Ankara’ya. Dile kolay uzun bir süre memleketinden ayrı kalmak çok zor gelir insana, hele hele bu kadar çok sevdiği memleket olursa daha da zor olur. Şiirlerinde de özlediği her ayrıntıyı tek tek anlatıyor, vurguluyor. Maraş ağzı ile anlatarak belki de kendi kendine özlemini bir nebze gidermeye çalışıyor.

 

MEKTUP - 4

 

Bu kaçıncı mektup, sana saldığım.

Hiç cevap vermiyon ne oldu edem.

On beş sene oldu, gurbet kaldığım.

Hasretin içimde yol oldu edem.

 

Yaz gelende cibinliği kurdun mu?

Ağsu'ya enip de nergiz derdin mi?

Düştüm mü aklına, beni sordun mu?

Gurbet sırtımıza çul oldu edem.

 

Süllümü dayayıp dama çıkanda,

Puharı delînden çıkan dumanda,

Çok yakınım sana şorda, arhanda,

Kalemim emrine kul oldu edem.

 

Bağ zamanı maseremiz kurulur.

Üzüm depe depe edem yorulur.

İlan ilan; ıravanda durulur,

Sinide bekmezin bal oldu edem.

 

Çöküp eşikliğe oturuyon mu?

Samsalık, sucukluk goz kırıyon mu?

Bi kaç çuha bastık söz veriyon mu?

Nice diller duyduk lâl oldu edem.

 

Teneke küllükte duruldu suyum.

Ayrıldım Maraş'tan bozuldu huyum.

Yazmaynan tükenmez öyle doluyum,

Gözümde hasretin, mil oldu edem.

 

Ecer hememinde çimesim geldi.

Hapapı ayağma giyesim geldi.

Bülkeye sofrayı seresim geldi.

Eski günler hani, fal oldu edem.

 

Avratlar mezeri gurnada yıkar.

Evirir, çevirir suyunu sıkar.

Marhamayı alır, gurunur, çıkar.

Yanaklar açılmış gül olur edem.

 

Edem deyip bunca yıldır gezindim.

Derende çağlayıp akan selindim.

Ahır dağlarında esen yelindim...

Gönül yandı yandı kül oldu edem.

 

Payamlar çiçeğe durunca edem.

Deli yelden beni sorunca edem.

Güneş sufatına vurunca edem.

Morardı duluğun al oldu edem.

 

Sözü uzatmıyak, kesek kısadan.

Selama başlayak önce Mısa’dan,

Derdin büyüğü var dürter arhadan,

Gönül hasretinle deloldu edem.

 

Emmim ne alemde, notar bibim?

Beni sorarlarsa, işte garibim.

Tükendi sermaye, delindi cebim.

Nice dost bilirdim el oldu edem.

 

Gurbetin kahrını çekmeyen bilmez.

Milyoner olsan da derdin eksilmez.

Bir damla yaşını kimseler silmez.

Bizdeyse gözyaşı, sel oldu edem.

 

Peki derdin nedir öyliyse deme.

Him taşı düşüyor sanki belime.

Anlatmaya yetmez üçbeş kelime.

Dert, ufak çırpıyken dal oldu edem.

 

Tüysüz bir çocuktum, çıkmıştım yola.

Hiç pervam yok idi sağ ile sola,

Yaş otuzbeş oldu, verildi mola.

Ağardı başımız, kel oldu edem.

 

Ne yazık ki başka kelam tükendi.

Daha kimi yazsam, selam tükendi.

Dert kumburlaştıkça çarem tükendi

Aklım havalandı yel oldu edem.

 

Velhasıl Hanifi bitir sözünü,

Gurbette felekle paylaş kozunu.

Sıkma hemşerini aşıp dozunu.

Nootak bu da yeni huy oldu edem.

 

DOSTOZAN-M.Hanifi SARIYILDIZ/1966-ANKARA

 

Kahramanmmaraş’a Maraş’ı bu kadar çok seven insanlar lazım. Bir dahaki yazıda buluşmak ümidiyle dostça kalın.

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2015, 12:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Adblock Tespit Edildi

Reklamların web sitemize yüklenmesini devre dışı bırakmak için bir adblock tarayıcı eklentisi kullandığınızı tespit ettik.

×

Reklamlardan elde edilen gelir, bu web sitesinde ulaşmaya çalıştığınız kaliteli içeriği sunmamızı sağlar.

Bu sayfayı görüntülemek için, adblock eklenti ayarlarını devre dışı bırakmanızı rica ediyoruz.