Kurtuluşumuz

Yazarımız İmran Kılıç, bugünkü yazısında Kahramanmaraş'ın kurtuluşunun konu alan 'Kurtuluşumuz' şiirini kaleme alıyor.

Kurtuluşumuz

 

Bıçak kemiğe dayandı.

Evler barklar od'a yandı.

 

Olaylar artıp gelişti,

Hissemize savaş düştü.

 

Her tür hazırlık görüldü.

Millete taktik verildi.

 

Şu sözler düşmedi dilden.;

"Vatan bırakılmaz elden

 

Bizlere olmadan mezâr.

Olamaz düşmana gülzâr"

 

İşgalciler saldırdılar.

Gördüğünü Öldürdüler.

 

Cadde cadde, sokak sokak,

Döğüş oldu satır - bıçak.

 

Bir yanda da açlık, soğuk

Perişandı çoluk çocuk

 

Çekilindi dağ ve yamaç.

Bu çıkışa dendi "kaç, kaç"

 

Mustaz'aflar dua eder,

Allahümme yâ Vedûd der.

 

Gâvurlara verme umud.

Elin bağla dilini tut.

 

Kahbe düşman sonuna bak.

Elbet bura kurtulacak.

 

Yirmi iki gün ve gece.

Savaş yapıldı böylece.

 

Köylere bile yayıldı,

Düşman Cihad'la kovuldu.

 

Oniki Şubat günü 'nde,

Sabah'ın erken deminde.

 

Zulmet perdesi yırtıldı,

Maraş böylece kurtuldu.

 

Hak arayan yardım görür

Geceler günü doğurur

 

Memleketin her bir şeyi

Gayretimizin ekmeği

 

Gece gündüz hiç durmadan

Şevkle isteriz Mevlâ’dan

 

Bu dünyada hiçbir kulu

Etmesin vatan yoksulu

 

Sanmayın olan bu kadar

Şu size anlatılanlar

 

Bir de Zeytûn olayı var,

Fındıcak, Geben ve de Şâr,

 

O da önemli o kadar.

Anlatmaya vaktimiz dar.

 

Burda da destan yazıldı.

Yılanın başı ezildi.

 

Korkak olur hep hâinler

Şahit buna dün bugünler

 

Zalimler payidar olmaz.

Mazlumların ahı kalmaz.

 

Kim zulümle âbâd olur.

Onun sonu berbâd olur.

 

Kim de halka verse keder,

Ona Mevlâ gazab eder

 

Gönderir de nusretini.

Kırar düşman savletini.

 

O Kahhâr'dır eder kahir

Bu böyledir evsel âhir.

 

Hak sillesi sedasızdır

Gelirse de devasızdır

 

Bozulmasın dersen denge

Hazırlıklı bulun cenge

 

Tedbir alıp eğitim yap

Böyle diyor “ kutsal kitap”

 

Zayıf ata sinek tüner

Düşman sırttan güçle iner

 

Kavî olup sulha girin

Topluca huzura erin

 

Zor nice tuzağı bozar

Güç olmasa düşman azar

 

Zulüm etse bir dağ dağa

Düşer, kalkamaz ayağa

 

Alev olsun parlak, iri.

Küle kalır onun yeri.

 

Yaptıkları kalmadı kâr.

Bir de bunun ötesi var.

 

Bayram oldu bize o gün

Kutluyoruz dün ve bugün.

 

Her yer donanır, döşenir.

Geçmiş anıyla yaşanır.

 

Küçük, büyük kentimize.

Toplanırlar semtimize.

 

Bir büyük Seyrân kurulur.

En az bir hafta sürülür.

 

Olandan ibret alınsın.

Nesilden nesle salınsın.

 

Yoksa tarih tekrar eder,

Belki dünkünden de beter.

 

Su uyur düşman uyumaz.

Fırsat bulsa öcün komaz.

 

Su duvarı dipten yalar.

Ve de onu yere çalar.

 

Hor görüp de düşmanını.

Verme ha alçak yanını.

 

Güne göre tavır alır.

Kovdum dersin, geri gelir.

 

Çağlar değişse de öyle.

Değişmez gerçek bu böyle.

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE