Kahramanmaraş'ın kurtuluşu

Bugün Kahramanmaraş'taki camilerde haftanın hutbesinde konu, Kahramanmaraş'ın kurtuluşu olarak belirlendi. İl Müftüsü Muhammet Gevher tarafından hazırlanan ve tüm camilerde okutulacak olan hutbede, Kahramanmaraş'ın kurtuluşu konu ediliyor. İşte o hutbe

Kahramanmaraş'ın kurtuluşu

 

Kahramanmaraş'ın kurtuluşu

 

Aziz Müslümanlar!

 

Ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.” 

 

Hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Siz düşmanla karşılaşmayı dilemeyiniz. Allah’tan afiyet isteyiniz. Düşmanla karşılaştığınız zaman da sabrediniz.”

 

Muhterem Müminler!

 

Dün olduğu gibi bugün de, sağduyulu herkesin hedef ve arzusu, barışın hüküm sürdüğü, kardeşlik hukukunun ve insan onurunun korunduğu bir ülkede yaşamaktır. Ancak böyle bir ülke bulmak oldukça zor görünmektedir.

 

Bu açıdan aziz milletimizin hayatı genel anlamda mücadele, müdafaa amaçlı haksızlıkların ve işgallerin kaldırılmasıyla geçmiş, ülkemizin her köşesi şehit kanından nasibini almıştır. Şairimizi şu dizeleri yazmaya adeta mahkûm etmiştir;

 

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

 

Bu bağlamda, her yıl şubat ayının yaklaşmasıyla birlikte, Kahramanmaraş ilimizde bir heyecandır başlar. O günler, toplumun her kesiminde canlandırılmaya çalışılır, şehitler anılır. O günlerin bir daha yaşanmaması için Rabbe dualar edilir.

 

Değerli Kardeşlerim!

 

İlimizin işgalden kurtulup, kahraman payesini alması hiçte kolay olmamıştır. Ulu mabedinin karşısında, zümrüt misali duran kalede sallanan al bayrağımız Fransız askerleri tarafından indirilmiş, aziz Maraş halkımızın kolu kanadı kırılmış, varlıkla yokluk arasında tercih yapmaya zorlanmış, neticede bayraksız ve bağımsız yaşanamaz kararı verilmiştir.

 

Bunun için Kısakürek ailesinden Av. Mehmet Ali Bey âlem-i İslam’a hitabında; “Ey Milleti Necibe-i Osmaniye! Vaktine hazır ol. Bin üç yüz küsur seneden beri Hz. Allah'ı ve Peygamber-i Zişan'ını hizmetinle razı ettiğin bir din ölüyor. Yani ecdadının kanı pahasına fethettiği bir kalenin burcundaki Al Sancağın, bugün Fransızlar tarafından indirilip yerine kendi bandıraları konuldu. Şimdi, acaba bunu yerine koyacak sende birkaç yüz İslam gayreti hiç mi yok. Al Sancağımızı geri yerine koyalım.” demiş ve bu bildiriyi gece yarısı camilerin avlularına astırmıştır.

 

Bu durum karşısında Ulu Cami İmamı Rıdvan Hoca, “Hürriyeti olmayan bir milletin Cuma namazı kılması caiz değildir.” diyerek Cuma namazı kıldırmayı reddetmiştir.

 

Muhterem Müminler!

 

Düşmanın yurdumuzdan ve ilimizden kovulması hususunda, Aşıklıoğlu Hüseynin Fransız Komutana Maraş halkının hissiyatını yansıtan şu konuşmadaki cevap yatmaktadır. Komutan çarşıyı gezerek nabız yoklamak ister ve Nakip camiinin yanında oturan Aşıklıoğlu Hüseynin yanına yaklaşır.

 

Kendini iyilik meleği gibi tanıttıktan sonra, “kalede asılı bir bez parçası için bu kadar tehlikeye girmenin gereği var mıydı” sorusuna, Aşıklıoğlu; “Ben anamdan doğduğumda kalede bayrağı gördüm, onu görmemek için ya kör, ya ölü olmalıyım, her gün ölmektense bir kere ölmeyi tercih ederim.” der.

 

Sonra cebinden çıkardığı bir çıra ve kibriti Fransız Andre’ye göstererek; “bu nedir bilir misin? Bu çıradır kibriti değdirdin mi, hemen tutuşur. Biz bir tehlike anında evlerimizi çoluk çocuğumuzu bununla yakıp yok ederiz ki sizinle daha iyi çarpışalım.  Hiçbir şeyimiz sizin elinizde kalmasın. Namusumuz çiğnenmesin sonra sizlerin ne yaptığını biz çok iyi biliriz.”

 

Aziz Kahramanmaraşlı Kardeşlerim!

 

Tarihe altın harflerle yazılmış bu şanlı mücadele elbette ki sadece övünmek için değildir. Şehitlerimizin aziz hatıralarını ilk günkü tazelikleriyle korumak ancak onları gönül dünyamıza nakşetmek ve onlara layık evlatlar olmakla olur. Bizler kurtuluşumuzun anlam ve önemini asla ve asla unutmayacağız. Bu onurlu mücadeleden gereken dersi çıkarıp değerlerimizi gelecek nesillerimize aktaracağız.

 

Milletimizin ve devletimizin ne kadar seveni ve sevmeyeni olduğu her birimizin malumudur. Atalarımız “Su uyur, düşman uyumaz.” demişler. Bu anlamda bize düşen görev, yarınlarımız için maddî ve manevî değerlerle donanımlı bir nesil yetiştirmektir. Bu nesil esaret altında yaşamamak için Sarıkamış’ta donarak şahadet şerbetini içen 90 bin yiğidi, Çanakkale’yi geçilmez kılanları, bayrağın dalgalanmadığı yerde Cuma namazı kılmayan muhterem ecdadını unutmamalıdır. 

 

Bu güzel vatanımız için kanlarını dökmüş bütün şehitlerimizi, gazilerimizi, adı sanı bilinmeyen binlerce kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, ruhları şad olsun diyoruz.

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE