İşte! Milletvekillerinin dört yıllık karnesi

Yazarımız Osman Nuri Kamalı; 24. dönem TBMM yasama yılının sonuna geldik seçim için start verildiğini hatırlatarak "İşte! Milletvekillerinin dört yıllık karnesi" diye yazıyor.

İşte! Milletvekillerinin dört yıllık karnesi

 

24. dönem TBMM yasama yılının sonuna geldik seçim için start verildi.

 

 

Kahramanmaraş 24. dönemde TBMM sine 6 AKP, 1 MHP,1 CHP olmak üzere toplam 8 vekil gönderdi.  Ancak bu sekiz vekilin yedisi Kahramanmaraş’ta değil  Ankara ve İstanbul’da yaşamaktaydı. Bir tanesi ise Kahramanmaraş’ta yaşamakta olup o da Pazarcıklı idi.. Yani bir tane Maraş’ın dertleri ile dertlenecek dert anlatacak, anlayacak ve halkın sorununu çözecek bir vekilimiz yoktu.

 

Dört yıllık vekillerimizin performansına gelince; Yarı zaytung, biraz acı, bazı gerçekleri analiz yaparak okuyucularımıza vekillerin sentezini kendi yorumumuz ile aktaralım. Bunları aktarırken amacımız ne hakaret etmek, nede övmektir. Sadece kendi yorumumuzdur, bunu da iktidar partisinin seçim sıralamasıyla başlayalım.

 

1)- Mahir Ünal:  Mahir bey aslen Elbistanlı olup, Ankara da düz liseyi bitirdikten sonra, İlahiyat Fakültesi bitiren nadir başaranlardan. Yıllarca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile çalışarak siyasete başlamış, onun tavsiyesi ile siyaset akademilerinde ders vermiş, oradan da Başbakanlığa geçerek, Başbakanın konuşma metinlerini hazırlanmasının ardından Milletvekili olmuştur.  Kahramanmaraş Milletvekili olana kadar, Kahramanmaraş’tan kimselerin tanımadığı siyasi bir teknokrattır. Ak parti içerisinde genel başkanı temsil gibi teknik ve prestijli görevinden aldığı siyasi gücünü, rasyonel kullanmaktadır. Halk ile fazla işi olmayan, hatta eyvallah bile etmeyen rasyonel biridir. İddia ediyorum vekil olmadan önce Kahramanmaraş’a bile geldiğini zannetmiyorum. Ancak şunu biliyorum, müthiş zeka ve hafızası olduğunu, vatandaştan çok liderine ölümüne bağlı olduğunu biliyoruz. Vekilliği boyunca çok yoğun olduğu için vatandaş ancak danışmanı Osman’a ulaşabilmiştir. Ona bile ulaşamayanlar çoktur. Son günlerde Büyükşehir Belediye başkanı ile arasının açık olduğu halk orasında ayyuka çıkmıştır. Memleketimiz gerektiği kadar kendisinden faydalanamamıştır.

 

2)- Mehmet Sağlam: Mehmet bey 77 yıl önce Göksun ilçemizde doğdu. (Allah’tan sağlıklı hayırlı ömür dileriz) Müthiş pragmatik zekası ve sorunlara kısa sürede olumlu veya olumsuz şekilde çözer. Beraber siyaset yaptığı arkadaşları hiç bırakmaz, hatta eski partisindeki A kadrosunu gittiği partiye taşır. Sağlam nereye gitse ekip arkasındadır, hatta o kadar arkasındadır ki sanayi gezilerinde sanayi esnafı ile tokalaşmasının ardından bu ekip hemen ıslak mendil vererek hocanın elinin kirlenmesini dahi önlerler. Seçim gezileri boyunca çok ıslak mendil tüketmişlerdir. Sağlam hoca para taşımayı sevmez, parayla da işi olmaz, sadık ekipleri bu işleri halleder. Bunların en meşhurları H.Ş., M.S., A.G.,Ö.G., M.Ç., E.K., F.N.,D.T. vs.. Sn. Bakan bunlardan başkasını tanımaz, hatta il başkanı ile gittiği taziye ziyaretinden kalkarken beraber geldiği İl Başkanına dahi Allahaısmarladık demişliği vardır. Hocamın yüksek şekeri olduğunu herkes bilir karşı karşıya geldiğinde çok ama çok dikkatli konuşur hatta bulunmayan vasıflarını bile sırf şekeri yükselmesin fırçasını yememek için varmış gibi şecaatte bulunurlar. Meclisi yönetirken Kamer Genç için söylediği “ Has s..r” demesi de(Az kalsın elindeki tokmağı da fırlatıyordu)  çekinilmesi gerektiğini göstermiştir.  Halk ile çok işi olmaz, memleketin Beyaz Türkleri ile muhatap olur Ankara’daki çevresi sayesinde Beyaz Türklerin işleri çözülür. Onlarda Mehmet ağabeylerine hürmetlerini fazlasıyla iletirler. Sağlam hoca “en büyük yanlışım Türkçe olimpiyatlarının tertip başkanı olmam” demiş olabilir..

 

3)- Nevzat Pakdil: Nevzat Bey, Göksun ilçemizde doğmuş, Ankara ve İstanbul da bürokratlığı dönemlerinde çevresi olan, Kahramanmaraş’tan ziyade Türkiye Milletvekili gibi çalışmış, yanında ve mecliste (Danışman, Şoför v.s) hiç Kahramanmaraşlı çalıştırmayan vekillerdendir. Kahramanmaraş’a geldiği zaman bir işadamının şoförü alır tüm bölgeyi gezdirir. Üç dönem vekilliğinin birinci döneminde, kendini Kahramanmaraş siyaseti ve Ali Sezal’a kabul ettirmekle geçmiştir. Poyraz’ın Belediye Başkanı olması ve Erkoç’un İlçe ve İl başkanlıkları onun Kahramanmaraş’a hediyesidir. Sonradan yolları ayrılmış olsa da sonuçta ikisi de kendisine siyasi darbeyi vurmuşlardır. Nevzat bey çok usturuplu ve usta bir politikacı olup düşük profilli kişilerle çalışmış, Kahramanmaraş’ın içinden entelektüel siyasetçi yetişmesine mani olmuştur.  Kendisini ancak ikinci döneminde kabul ettirmiş, Beyaz Türklerle oturup kalkmış bu da uzun sürmemiştir. İl yönetiminde Beyaz Türklerin temsilcisini yönetimde stratejik bir yere getir(e)meyince araları açılmış, temsilcide yönetimden istifa etmek zorunda kalmıştır. Nevzat Bey isterse tuttuğunu koparan, saman altından işleri ustaca götürerek, kendi istediği müdürü atayan ve aldıran bir usulü vardır. Belediyenin yapımında bayağı öncülük etmiştir.

 

4)- Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu: Yıldırım Bey aslen Kahramanmaraşlı olup, oda Kahramanmaraş’ta yaşamayan öğrenciliğinden beri İstanbul’da ikamet eden biridir. Eşi hanımefendi Dr. Sema Ramazanoğlu Ak parti kurucularından MKYK üyesi olup Emine Hanıma çok yakındır. Yıldırım Bey’i Kahramanmaraşlı, Kahramanmaraşlılar da Yıldırım Bey’i tanımaz. Arada bir uğradığı Kahramanmaraş’ı sadece gazetecilerden mütevellit sanarak, şehrin sorunlarını gazetecilerle Başkonuş Yaylası’nda çözdüğünü zanneder. Projeleri arasında Silikon Vadisi, Meclise saat ve İl başkanlığında milletvekillerine nöbet fikrini ortaya atarak yıllarca nöbet tuttuğu doktorluk mesleğinin etkisinden kurtulamadığını göstermiştir. Yıldırım Bey’in halk ile arasının ne kadar kopuk, uçuk olduğunu bir köydeki konuşmasında, silikon vadisini anlatırken vatandaşın ‘sayın vekil biz bu silikondan, vadiden anlamayız, sen bizim camiinin duvarı yıkıldı, yolumuz harap sen onları yaptır’ demesi göstermiştir. Sn. vekilin altı yabancı dil bilmesi, zekâsı halkı hiç ilgilendirmiyor, vatandaşın hangi dertleri ile dertlenmiş halk onu biliyor. Bu tür IQ’sü yüksek değerlerimizi AK Parti AR-GE sinde yani genel merkezde değerlendirseler daha faydalı olur. Vatandaşın zekası ile fazla olanı karşı karşıya getirmemek lazım diye düşünüyorum. Geçen dönem yengenin kontenjanından vekil olan Yıldırım Bey bu dönem yerini, Denizli den aday olacak eşi Sema Hanıma bırakacak gibi. Yıldırım Bey bundan sonra Kahramanmaraş’a ya cenazede yâda, Başkonuş Yaylasını özlediği zaman memlekete geleceğini bildiriyor, bundan sonraki hizmetlerinde ve hayatında başarılar diliyorum. (Not: Yazımızı hazırladığımızda henüz müracaatlar sona ermemişti. Yıldırım Bey bu dönem için milletvekilliğine müracaat etmedi.)

 

5)-  Sevda Beyazıt Kaçar: Sevde Hanım Kahramanmaraş’ta doğmuş, İstanbul’da büyüyüp orada yaşamıştır. Kendisi tam bir Kahramanmaraş Hanımefendisidir. En büyük özelliği Erdem Abi’nin kızı olması ve asaletidir. Erdem ağabey yıllar önce gittiği İstanbul’da kalmış, çocuklarını da orada büyütmüştür. Ancak geniş akraba çevresi Kahramanmaraş’ta olması hasebiyle bayramlarda ve yaz tatillerinde memleket ziyaretleri olmuştur. Erdem Beyazıt’ın Recep Tayyip Erdoğan cezaevindeyken, her hafta sonu ziyaretine gitmiş dostlukları Ağbi kardeş düzeyinde olmuştur. Rahmetli Erdem Ağbi Sevde hanım’ı Tayyip Bey’e emanet etmişti, o da bize emanet etti. Ancak biz emanete hıyanet ettik, yeterince sahip çıkamadık. Sevde Hanımın seçim zamanı çektiklerini, kendisi kadar biliyoruz. Başta bizim eski editör, sonra da para karşılığı yerel gazete manşetlerine basılan haberleri, (resimleri, kıyafeti, saçı vs.) bunların arkasındaki siyasi güçleri biliyor, şimdi ise attıkları taklalara gülüyoruz. Bizim gizli mücadelemizi de ne Sevde Hanım bilsin, nede başkaları. Allah bilsin yeter. Kahramanmaraş’ta hiç ikamet etmeyen Sevde Hanım, seçimlerde göstermelik bir daire kiralayıp, vekil olduktan 3 ay sonra evi boşaltmıştır. Yalnız İstanbul’daki evini boşaltmamış, Ankara dışına çıktığı zaman Kahramanmaraş’ta değil de İstanbul’da boş zamanını geçirmektedir. Meclise de kim gitse çayını içirir hiçbir işi teşkilata sormadan yapmaz, bir tane hemşerisine güvenmez! Çünkü tanımaz. Ancak şehrimizin birçok işinin arkasında O vardır. Bakanlarla direk görüşerek memleket meselelerini canı gönülden takip eder. İş adamlarına, ağabeylerine referans olur. Davasının liderine canı gönülden sadıktır. Başörtüsünü takmasını halk olarak desteklemekle beraber, bacımızdan peçesine uzanan ele ilk kurşun sıkan Sütçü İmam gibi, ilk başörtüsünü takan olmasını beklerdik. Mecliste yemini dışında bir kez dahi olsa konuşmasını beklerdik. Samimiyeti daim, yeni vekilliği hayırlı olsun.

 

6)- Sıtkı Güvenç: Sıtkı Bey aslen Pazarcıklı olup Maraş da ikamet eden tek vekilimizdir. Siyasi ve bürokratik ömrü Kahramanmaraş’ın eski siyasi statükoları olan Ali ve Cafer ağabeyleri ile mücadeleyle geçmiştir. Milli görüş geleneğinden gelse de, tüm cemaatlere ve STK lara mavi boncuk dağıtır. Yeni statükonun üçüncü saç ayağıdır. Diğer ikisi Metin ve Fatih’tir. Temayülde birinci çıkmasının ana sebebi bu arkadaşlarının desteğiyle olmuştur. Aşırı vesveseli olması sebebiyle siyaseti grekoromen yapar. Yani arkadan dolanır iki puanı alır. Dört yıllık milletvekilliği döneminde iki defa ölümcül trafik kazası geçirmiş, Allah çocuklarına bağışlamıştır. Seçim zamanı kaldırımlarda tokalaşmadığı vatandaş, kart vermediği şahıs kalmamıştır. Vekil olduktan sonra ise hiçbir vatandaşın işini yapmadığı gibi, Kahramanmaraş’tan götürdüğü iş yapan sekreteri veya danışmanlarını fırçalamış yanından hemen göndermiştir. Herkes ile görüşür, dinler(!) hatta dinlerken orta parmağıyla başını kaşıyarak “Allah..Allah” diyerek dinliyormuş gibi yapar. İl yönetimine kontenjanından soktuğu iki kişiyle çok görüşür, bir otelci Y.K., diğeri emlakçı M.İ. Kimsenin kendine para harcamasını sevmez, haram lokma yemez.  Yani ne bulaşır, ne kokar ancak arsa alım-satım ve diğer ortaklıkları sever. Ailecek Devlete sırtını dayamıştır. Ağabeyi Urfa Valisiyken şimdi B.Ş Belediye başkanı, küçük kardeşi ise Kilis rektörüdür. Bu dünyada tuzu kurudur. Tuz bulamayanların dertleri ile ilgilense doğru cennetliktir. Vekilliği bir daha düşünmüyordum diyordu, tabii makam tatlı. Taklacılarda önünde takla atınca tekrar müracaata bulunmuş, hayırlısı olsun. Önceki seçimde “İtinize Diken Batsa Beni Arayacaksınız”  demişti, bu seçimde acaba ne diyecek?

 

7)- Mesut Dedeoğlu: Mesut Bey, doğma büyüme Kahramanmaraşlı. İşleri dolayısıyla Ankara’da ikame etmektedir.  Çoğu kimsenin bilmediği Kahmanmararaş’ın büyük sanayicilerinden Hanefi Öksüz, Mahmut Arıkan, Kemal Karaküçük ile teyze çocuklarıdır. Kendisi MHP milletvekili olmasına rağmen memleketin dertleri ile dertlenir, vatandaşı dinler. Mütevazı yapısıyla partili, partisiz herkes tarafından sevilir. Tek handikabı çay ocağında çalışanın bile lider olduğu MHP de siyaset yapması. Donkişotların bol olduğu teşkilatta, Tahir hoca, Yusuf Temizkan ile taze kan gelse de her yere yel değirmenleri yapmazlarsa halka hizmet etme noktasında işleri çok ama çok zor. Bu yüzdendir ki Mesut Bey’in bu seçimde Ankara’dan aday olacağı konuşuluyor.

 

8)-  Durdu Özpolat: Durdu Bey, anne babası Afşinli olup kendisi Burdur’un Bucak ilçesinde doğup Ankara’da liseyi bitirdikten sonra siyasete girmiş ve başarılı iş hayatı geçirdiği yıllardan sonra da CHP Çankaya Belediye başkan vekilliği yapmıştır. Enerjik kişiliği ve enerji projeleriyle kazandığı paralar sonrası hedef büyüterek milletvekilliğine soyunmuş ve iki dönemdir Kahramanmaraş CHP vekilliği yapmaktadır. CHP’nin Kahramanmaraş’ta sadece bir vekillik oyu var. CHP’nin oyunun artmamasında en büyük engel, CHP’li seçmenlerin özellikle 1978’den sonra sahil illerine ve yurt dışına (Almanya, İngiltere, Fransa v.s) göç etmeleri, kalanlarında Durdu Özpolat gibi büyük şehirlerde yaşaması. Durdu Bey, Yurt Gazetesi ve Sokak TV gibi basın yayın organları vasıtasıyla CHP’nin en büyük destekçisidir.

 

Sonuç olarak; kısaca yukarıda analizini yaptığımız vekillerin hepsi, Kahramanmaraşlının dertleriyle değil kendi dertleri ile dertlenen insanlardır. Halktan ziyade liderlerinin ağızlarına bakar ve vekillik kapar.


Yeniden adaylar vaatlerde bulunacaklar, yeniden vatandaşlara sözler verilecek, yeniden “İtinize diken batsa beni arayacaksınız” denecek. Angaraya gidince bunların hepsi unutulacak. Önce ‘Ulan ne kadar para harcamışız’ onun hesabı yapılacak, sonra da o harcanan paraların katlanarak geri dönüşümleri hesaplanacak ve halk yine unutulacak.

 

Sen yine asıl kalmaya devam et ey halkım! Vekâletini kaptırdın, asaletini GAPdırma.

 

 “Ne paralelciyiz ne simetrici dikeyciyiz dikeyci”

 

 

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner44

banner4

banner47

banner43

banner45

banner46