İhtiyar ve iki genç

Köşe yazarımız Atilla Sarıyıldız bugünkü yazısında 18 Mart Çanakkale Zaferinin 100 yılı münasebetiyle ve İstiklal Marşımızın kabul edilişinin yıldönümünü kaleme alarak yazdı.

İhtiyar ve iki genç

Merhaba sevgili okurlar, sevgili dostlar.

 

18 Mart Çanakkale Zaferinin 100.Yıl Dönümünü kutladık. Yine Geçen hafta Mehmet Akif Ersoy’ un yazdığı İstiklal Marşımızın kabul edilişinin yıldönümü idi. Mazimiz Kahramanlıklar, destanlar ile dolu. Mehmet Akif’ in dediği gibi Allah bir daha Ülkemize İstiklal Marşı yazdırmak zorunda bırakmasın. 273.000 şehit verdiğimiz, Dünya ya nam salmış bir zaferin yıldönümü yurt genelinde kutlandı. Kurtuluş savaşın da Türk, Kürt, Laz, Çerkez, hep bir arada savaşmıştır. Bu vatan atalarımızın kanı ile alınmış, bizlere emanet edilmiştir. Bizlere düşen görevde bu emaneti en güzel şekli ile sahip çıkarak yine hep beraber korumaktır.

 

18-24 Mart da Yaşlılar Haftası olarak kutlanmaktadır. Daha önce de belirtmiştim bu tip özel günler sadece hatırlatma amacı ile herhalde, toplumumuzda bizleri büyüten yetiştiren ve hepimizin bir gün ihtiyarlayacağı günlerin olacağı büyüklerimize her zaman saygı ve sevgi ile bakmaktayız zaten. İstisnalar vardır mutlaka, onlarda ibret için midir? Bilemem. Ancak ne ekersen onu biçersin onu biliyorum.

 

Her canlının ölümü tatması kesin, fakat her canlı yaşlanacak diye bir kaide yok. Allah(cc) sıralı ölüm versin derdi büyüklerimiz, ne için dediklerini anlamazdık. İnsan belli bir yaşa gelip çoluk çocuğa karışıp sorumluluklar arttıkça anlıyor bazı söylenenleri ve o zaman hak veriyor. Rabbim yaşlılığında hayırlısını versin, sağlık ve sıhhatle.

 

Yaşlılar haftası vesilesi ile tüm büyüklerimi hürmetle kucaklıyor ve sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Benim babam 77 yaşında annem ise 72 yaşında vefat etti. Annem hastalıklarla boğuştu bir müddet hatta babam vefat ettiğinde bazı akrabalar şaşırmıştı anne hasta baba mı vefat etti diye. Yaşlılık kaç yaşında başlıyor bilemiyorum. Ben 15 yaşlarında iken 35-40 yaşındaki insanlara yaşlı derdim. Şimdi ben ellisine merdiven dayadım. Rahmetli babam Dostozan bakın yaşlılığı nasıl anlatmış.

 

İHTİYAR ve İKİ GENÇ

 

Yürürken yalpalar, uyurken horlar.

Sırtına, omzuna binmiş sonbahar,

Elleri titriyor gözleri bir hoş,

İki delikanlı durup sordular.

 

“Amca niye böyle titrer ellerin,

Sanki uykudaymış gibi gözlerin,

Yürürken görenler sarhoş sanacak,

Ayağın çarpılmış, bükülmüş belin”

 

“Oğul, yaş yetmişe geldi dayandı,

Hayat çeşmesinin suyu bulandı,

Yel vurdu savruldum, perişan oldum,

Tenim yandı, yüzüm böyle karardı.

 

Ben de bir zamanlar delikanlıydım,

Pehlivan yapılı iriyarıydım,

Felek sillesini vurdu devirdi,

Hayat mektebinde sınıfta kaldım.

 

Hayaller tükendi, rüyalar bitti

Gönül kuşu kafesini terk etti,

İşte, bir de böyle seçemez oldu,

Gözüm cisimleri, kulağım sesi.”

Dostozan/ Mehmet Hanifi Sarıyıldız -2005

 

Yukarıdaki şiiri ilk okuduğumda o dağ gibi adam nasıl böyle şeyler düşünüyor diye üzülmüş ve kendimce aşağıdaki şiiri Rahmetli babam Mehmet Hanifi Sarıyıldız' ın yazmış olduğu İhtiyar ve İki Genç adlı şiirine Nazire olarak yazmış, kendisine okuduğumda ise birbirimize sarılarak ağlamıştık. Mekanı cennet olsun. El Fatiha...

 

Dostozan'a

 

Yalpalasan da yürürken, horlasan da uyurken,
Sonbahar hepimizin omzuna binecek, sen aldırma,
Ellerin titrese de, gözlerin boş bakmıyor,
Seni gören delikanlılar,
Yaşlanınca keşke bu amca gibi olsak diyor.
 

O titreyen öpülesi eller, ne hizmetler yapmış,
Gökyüzü gibi parlayan gözler ne acılara dayanmış,
Yürüyüşün pehlivanı andırır, sen aldırma,
Seni gören delikanlılar,
Yüreğimiz bükülmesin, belimiz bükülse de diyor.
 

Yetmiş yaşı görmek de Allahın bir lutfu,
Senin suyundan berrak sular oluştu,
Maraşın poyrazıdır vuran yel, sen aldırma,
Seni gören delikanlılar,
İçinin nuru, amcanın yüzüne vurmuş diyor.
 

Delikanlılık genç olmakla olmaz,
Gönül iriliği her pehlivanda bulunmaz,
Felek sillesini vursa da yıkılmadın, sen aldırma,
Seni gören delikanlılar,
Hayat mektebinde ne tecrübeler yaşamıştır bu amca diyor.
 

Hayaller tükenmez, rüyalar bitmez,
Yeni yetişen nesil, senin eline su bile dökemez,
Gönül kuşun terk etse de yavruların yanında, sen aldırma,
Seni gören delikanlılar,
Gıpta ile bakıyor, yaşlanınca bizde bu amca gibi olsak diyor.
 

Her canlı ihtiyarlamaz, erken gidenlerde var,
Allahın takdiridir, sen gönlünü genç tut, torunlarını sev,
Karın, çocukların, torunların sana hayat suyu olsun, sen aldırma,
Dostozanın oğlu Atilla,
Babam bana inancı, dik durmayı, şefkati, iyiliği, hayatı öğretti,
Bende yaşlanınca babam gibi olsam diyor.

 

Bir dahaki yazıda buluşmak ümidiyle dostça kalın...

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE