Türkiye'de her geçen gün ağırlaşan geçim sıkıntısında enflasyon %50'yi aşarken Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümünden Prof. Dr. Kamil Yılmaz enflasyonun 3 haneli rakamlara ulaşabileceğini söyledi.

Gözden kaçırmayın

Çaşıda ve pazarda alışveriş yaparken dikkat! İşte böyle kandırılıyoruz Çaşıda ve pazarda alışveriş yaparken dikkat! İşte böyle kandırılıyoruz

Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümünden Prof. Dr. Kamil Yılmaz, yaşanılan ekonomik kriz hakkında detaylı açıklamalarda budundu. Yılmaz, “Uygulanmakta olan politikalarda ısrar edilmesi halinde hepimizi daha da büyük zorluklar bekliyor” dedi.

İşte Yılmaz'ın Cumhuriyet gazetesinden Şehriban Kıraç'a yaptığı o açıklamalar:

“Piyasa faiziyle Merkez Bankası faizi arasındaki bağın kopmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?”

“Eylül 2021’den bu yana uygulanan para politikasının ülke gerçekleriyle hiçbir ilişkisi bulunmuyor. Görevi fiyat istikrarını sağlamak olan Merkez Bankası, yüzde 20’ye yaklaşan bir enflasyona rağmen enflasyon hedeflemesi temelli para politikası uygulamasını eylülden itibaren bir kenara bıraktı. Para politikası faizini eylülden başlayarak arka arkaya dört toplantıda yüzde 19’dan yüzde 14’e indirdi. Para politikasının ülke gerçeklerinden kopmasıyla o gerçeklerle her gün yüzleşen piyasalar Merkez Bankası’nın politika faizini dikkate almamaya başladı. Ukrayna’nın Rusya tarafından işgalinin ortaya çıkardığı belirsizlik ortamında kurların yükselmesi Merkez’in faiz indirimine devam etmesini engelledi.”

“Neden bu krize göz yumuldu?”

“Bu krizin yaratılmasının tek nedeni var. O da ülkenin en üst düzeydeki siyasi otoritesinin uzmanı olmadığı bir konuda karar alma yetkisini kendisinde görmesi ve danışmanlarının kendisini ikna edememesi. Şimdi hükümete düşen görev, yanlışta ısrar etmek değil, ultra gevşek para politikasından vazgeçmektir.”

Türkiye’nin önündeki riskler neler, çözüm için ne önerirsiniz?”

“Şu anda Türkiye ekonomisinin önünde duran en büyük risk, ultra gevşek para politikasına devam edilmesidir. Bu politika bu yıl kamu bütçe açığını artırmakla kalmayacak; halihazırda yüzde 40’ın üzerinde olan kamu borç stokunun 2022’de hızlı bir şekilde yüzde 50’lere yaklaşması ve sürdürülemez hale gelmesi olasılık dahilindedir.

2023’e doğru giderken yaşanabilecek bir mali ya da ekonomik krize yol açmamak için Merkez Bankası’nın bir an önce savaş ya da yaptırımların etkilerini bahane ederek politika faizinde arka arkaya dört ay, her ay yüzde beş puan ya da üstünde olmak üzere, artışa gitmesi gerekiyor. Bundan sonra faiz artırsa da artırmasa da bütün uyarılara rağmen izlediği yanlış politika sonucunda enflasyonu yüzde 55’e çıkaran bir hükümetin bir sonraki seçimi kazanması için mucizelere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.”

“Tüketici enflasyonu yüzde 55’e dayandı. Üretici enflasyonu üç haneyi aştı. Enflasyonla ilgili öngörünüz ne?”

“Rusya’nın Ukrayna’yı işgali hızlı bir şekilde çözümlenmeyecek gibi gözüküyor. Yılsonu tüketici enflasyonunun yüzde 60’ın biraz üzerinde gerçekleşmesini bekliyorum. Savaşın yılın büyük bir kısmında devam etmesi durumunda hem emtia hem de döviz piyasalarının durulmasını beklemiyorum. Bu durumda KKM kalkanının yetersiz kalmasını ve TL’den kaçışın devam etmesini beklerim. Bir de buna maaş ve ücret zamlarının altı ayda bir yapılmasını eklediğimizde yılsonu TÜFE enflasyonunun üç haneli rakamlara yaklaşma ihtimali oldukça artıyor.”

“Yurttaşı nasıl günler bekliyor?”

“Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Uygulanan bu ultra gevşek para politikasının sonucunda TL’nin hızla değer kaybetmesi hepimizin daha da yoksullaşmasına yol açtı. Bu politikalardan en çok etkilenenler yoksul aileler ve maaş ve ücret zammını ancak yılda bir ya da altı ayda bir görebilen sabit gelirli aileler. Bu politikalarda ısrar edilmesi halinde hepimizi daha da büyük zorluklar bekliyor: Yüksek enflasyonun üç haneye çıkması, kamu borcunun sürdürülemez hale gelmesi ve onun tetikleyeceği bir krizin yol açacağı ekonomik daralma ve halihazırda yüzde 11.4 ile oldukça yüksek olan işsizlik oranının birkaç puan artması.”