AYLARDAN Kasım idi…
 

Kahramanmaraşspor için başlatılan "50'nci yılda 46 bin forma satışı" kampanyası düzenlendi…
 

Günlerdir sosyal medyada ''nerde bu forma satın alanlar?'' diye paylaşımlar yapılıyor…
 

Ama kimse de çıkıp, ''ahacık ben aldım, verdiğim sözü tuttum'' demiyor, diyemiyor…
 

Neydi o zaman o tantana…
 

Neydi o zaman o allayıp pullama…
 

Mesela vekiller aldığı formanın parasını ödedi mi?
 

Mesela Büyükşehir Başkanı Hayrettin Bey…
 

Bence o akşam forma satışından çok…
 

İzlenmeyen yerel TV’nin izlenirliğini artırmaktı amaç…
 

Bunda başarılı olundu mu?
 

Bence hayır…
 

*
 

Hatta bir siyasetçiye şöyle dedim:
 

Çıkalım şuradan çarşıya…
 

Kimi tutup sorarsan kabulüm dedim…
 

Tuttuğun vatandaş kadın erkek hiç fark etmez…
 

Derse ki;
 

Ben o yerel TV’yi izliyorum…
 

Kanal Maraş’ı kapatmaya hazırım dedim…
 

Şok olmuştu…
 

İki gün sonra tüm ilçelerin billboardların da, o yerel TV’nin reklamları yayınlanmaya başlandı…
 

Demek ki eleştirim işe yaramıştı…
 

*
 

Ve dün akşam Whatsapp hattıma bir belge ulaştı…


 

Belgede Kahramanmaraşspor’un tam tamına 17 adet Futbol Federasyonuna, alacaklılar tarafından İcra-i İşlem yapıldığını, tüm hak ve alacaklarına haciz konulduğunu gösteriyordu…
 

Garibime giden 2019 yılı içerisinde ''Ceyhan'' soy isimli birinin 5.788.074,65.-TL haciz işlemi yapması kafamı karıştırdı…
 

Tam forma satışına denk gelen bir rakam olması da ayrıca dikkat çekiciydi…
 

Kimdi bu Ceyhan Soy isimli alacaklı?
 

Başkan Fatih Mehmet Ceyhan ile bir akrabalığı var mıydı?
 

*
 

Buradan soruyorum:
 

Mahir Ünal’ın, Vali Bey’in ve Büyükşehir Başkanı’nın Futbol Federasyonundaki bu icra-i işlemlerden haberleri var mıydı?
 

Varsa bir türlü…
 

Yoksa bir türlü…
 

*
 

Kendi kendime diyorum ki:
 

Amaç yerel TV’yi öne mi çıkarmaktı?
 

Yoksa Kahramanmaraşspor’a forma satışı ile gelir toplayıp, bu borçları kapatıp, dernek statüsüne mi geçirmekti?
 

Birileri bir açıklama yapmak zorunda…
 

Ama kim?
 

Gelin şimdi, çıkın bakalım işin içinden…
 

*
 

DİPNOT: Kahramanmaraşspor’un dernek olacağı açıklanmıştı. Sahi o iş ne oldu?
 

***
 

YALAKA KİME DERLER, YANDAŞ KİME DERLER?
 

GAZETECİ olarak...
 

Hayrettin Güngör’ü yağlayıp yıkarsan... ''Aman da Hayrettin Beyciğim'' falan yaparsan... ''Hayrettin Bey sen en iyisini bilirsin'' dersen... Hayrettin Bey’den toplantı var diye mesaj geldiğinde ''koşa koşa'' gidersen… Hayrettin Bey’in toplantısında ''sağ köşesine erkenden gidip'' oturursan… Mikrofonu eline alıp ''Ben Hayrettinciyim der gibi iltifatlar'' yağdırırsan…
 

Yüzde yüz YALAKA olarak kabul edilirsin.
 

*
 

GAZETECİ olarak...
 

Hayrettin Güngör’e yönelik olumlu bir tanecik yazı yazarsan... Yanlışlıkla ''Hayrettin Bey de amma tecrübeli adam'' falan diye bir cümle kurarsan... Durun bakalım yahu ''adam daha geleli 1.yılı bile doldurmadı biraz daha zaman verin'' diyecek olursan…
 

Adın hemen 'YANDAŞ'a çıkar, aşağılarlar da aşağılarlar.
 

*
 

KÖŞE YAZARI olarak…
 

Hayrettin Güngör’e verip veriştirirsen… Yaptığı yanlışlar yüzünden eleştiri üstüne eleştiri yaparsan…
 

Hemen sağdan soldan, özellikle sosyal medyada feyk hesaplarla ''Hayrettin Bey bunların yalını kesmiş'' diye çullanırlar da çullanırlar…
 

*
 

Bu çarpık algıyı bir norm hale getirmeye çalışanlar...
 

Çoğunluk mudur, azınlık mıdır bilemem ama evde pısırık, hanımından dayak yiyen, dışarda ise çok azgın oldukları kesin.