• 08-01-2017 22:42

Ne Kuran Kursu kardeşim...

Ne Kuran Kursu kardeşim...

Mustafa Karaaslan Kuran Kursları ile ilgili olup bitenlere dikkat çekmek için "Ne Kuran Kursu kardeşim..." diye yazdı.

Dün bir hamamdaydım…

Yıkanıp çıktıktan ve havluya sarılıp kurunmak için uzandığım esnada…

Yan tarafta iki kişinin konuşmasına dikkat kesildim.

Konuşma sonunda, Abdulhamidhan Camiisinde görevli olduğunu söyleyen şahıs:

-Ne kuran kursu kardeşim, çocukları aç bırakma yeri orası…

-Çeyrek ekmek arasına az bir parça döner koyup çocuklara verilirken, hocalara tabaklar içinde döner yemeği servis etme yeri orası…

-Bırakın hocaları, eş, dost, başka yerlerden gelen hocalara döner ikram etme yeri orası…

-Artan dönerleri ‘Hayır’ için gelen etleri, araba bagajlarına koyup bir garibana vereceğim diyerek götürme yeri orası…

-Sabahları var ya sabahları! Hocaların sucuklu yumurta yeme yeri orası…

Kulaklarıma inanamıyordum…

Bu arada diğer kişi başından geçeni anlatmaya başlamasın mı?

-Vallahi gardaş, Çocuğum trafik kazası yapmıştı. Nazar duası okutmak için Abdulhamidhan Camii İmamı Ö.F.Ş yi önerdiler. Gittim yanına, bir nazar duası okutmak istiyorum hocam dedim. Nazar duasını okuttuktan sonra, borcum olup olmadığını sordum; “ben bir şey istemiyorum, şu kuran kursu çocukların çorbasında bir tuzun olsun, gönlünden ne koparsa ver sözü üzerine 20 TL çıkarıp verdim” deyince;

Dayanamadım yan taraftan sesimi yükselterek sordum:

“Makbuz aldın mı makbuz…”

Başını çevirip cevapladı:

-“Ne makbuzu, makbuz, mukbuz almadım…”

Anladım ki, Abdulhamidhan Camii ve Kuran kurslarında bir dolaplar dönüyor…

Anladım ki, o küçücük çocuklar üzerinden karınlar doyuruluyor…

Peki, neden kimse bunun üzerinde durmaz?

Peki, neden Diyanete bağlı İl, İlçe Müftülüklerinden birileri bu kuran kurslarında okuyan çocuklara gidip;

Bir derdiniz var mı?

Karnınız doyuyor mu, diye sormaz?

Ohhh tak şişe döner etlerini…

Ver çocuklara çeyrek ekmek arası…

Doyarsa doysun, doymazsa kime ne...

Hocalar mı?

Onlara dört başı mamur et dönerler tabaklarda gitmeli…

Öğlen saatlerini dört gözle bekleyen eş dostlarına ikramlar…

Gel keyfim gel…

Yağma yok kardeşim…

Bu kuran kurslarına hayır adına et, ekmek, para gönderen hayır sahipleri.

Sizlere sesleniyorum:

Gönderdiğiniz etlerin, ekmeklerin, paraların bizzat başında durun ve gözlerinizle görün…

Nereye gidiyor?

Kimler götürüyor?

Kimler yiyor?

Kimlere yediriliyor?

Adı Kuran Kursu denilip, bu kurslarda kutsal kitabın okutulması, o kursu ‘kutsal’ kılmaz.

Kutsal kitabın okutulduğu yerlerde yaşanan zulümlerle, anlayışsızlıklarla, cehaletle, sefaletle açık yürekli bir şekilde hesaplaşmak gerekir.

Ve bunu öncelikle hayatının bir dönemini o kurslarda geçirip de ‘acı hatıralar’ biriktirenler yapmalıdır.

Belki bizi, ‘Kutsal kitabın öğretildiği mekânlara dil mi uzatıyorsun? Hocalara kara mı çalıyorsun? Çarpılırsın’ diye tehdit edeceklerdir.

Unutmayalım ki asıl kutsal kitabın öğretildiği mekânlarda işlenen zulümlere duyarsız kalmak çarpılma gerekçesidir.

Çünkü bize ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’ diye bildirilmiştir.

O halde bu kuran kurslarında kendini hoca olarak gösteren ve çocuklarımızın karnını doyurmak değil, kendi boğazını düşünen hırt hocalara dur demeliyiz…

Bu kuran kurslarını İl ve İlçe Müftülükleri adam gibi denetlemelidir.

Çocuklarla gizlice konuşup denetlemelidir…

Hocaların bilmediği insanlarla denetlemelidir.

Biz bugün Müftülük olarak orayı denetlemeye geleceğiz hazır olun diye değil…

Tebdil-i kıyafet giyip denetlemelidir… 

Bunu kapatılan ve başka yere taşınan Abdulhamidhan Camii altındaki Kuran Kursu çocukları ile başlatılmalıdır…

Devamında Şehrimizdeki tüm Kuran kursları gözlem altına alınmalıdır.

Bunlar hem din, hem vicdan, hem şehrimiz çocukları için yapılmalıdır…

Kim mi yapacak?

Bu şehre yeni atanan, hiçbir vakıf ve cemaat ile bağlantısı olmayan güler yüzlü, sıcakkanlı, İl Müftümüz Sayın Celal Sürgeç hocam yapacak…

Göreyim seni Sayın İl Müftüm…

Göreyim seni Elazığ Harputlu Celal Sürgeç hocam…

 

 



HABERE YORUM YAZIN
mürsel mürsel 09.01.2017

Sayın mustafa karaaslan sizi ve sizin yazılarınızı heyacanla takip eden bir okurunuz olarak şunları söylemek isterim Bahsettiğiniz kur-an kurslarında kalan yakınız yada siz kaldınız mi o kurlarda ben ve benim yüzlerce tanıdığım kaldı Ama hiç bir kurs öğrencisinin ac yattığını duymadım ve bende ac kalmadım aksine bir çok zenginin evinde bulunmayan yiyeceklerden ikram edildi heleki ramazanlar bir başka olurdu sözün kısası Sizinde söylediğiniz gibi bir hamam da asli astarı belli olmayan kulaktan dolma bilgiler edinmişsiniz oysaki bir gazeteci söylentiler üzerine değil bizzat olay mahaline gidip detaylı bir araştırma yapması gerekmez miydi Yine sizin dediginiz gibi o mekan hamam acele yıkanilip çıkılması gereken ve şeytanın bol gezdiği bir mekan olup böyle mahalle dedikodusu yapılacak ve o dedikoduya sizin gibi ilim ve kültür sahibi bir yazarın konuyu araştırmadan kaleme alması bizi doğrusu çok üzdü. Kim bilir o dedikodu yapanlar sizin bir gazeteci olduğunu biliyordu mide bulundurmak için dine zarar vermek için boş yere yalan yere söylentiye bulundular ise Siz bu vebalin altından nasıl kalkarsınız sizden ricam bu söylentileri geniş bir zamanda olay mahalinde ve en az altı ay olmak şartıyla iyi bir araştırma yaparak ve bu kursun hangi kurumlara ait olduğunu belirterek bir yazı kaleme almanız aksi taktirde ise bu şekilde olmayan mutlak kurslar vardır hakikaten islami ve kuranı öğreten kurslar yani buralarda kur-an öğretiliyor onlara hücum yapmış olursunuz vebalini alırsınız sizin gibi kıymetli bir şahsiyetin zarar görmesini istemeyiz aksi taktirde ilahi bir tokat yersiniz bundan en çok üzülen sizi heyacanla takip eden fikirlerinize değer veren okurunuz an mürsel üzülür