• 03.10.2016
Mustafa Karaaslan

Mustafa Karaaslan

Sahi bu paralar nereye gidiyor?

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, 13. İmam Hatipliler Kurultayında çok anlamlı açıklamalarda bulunmuştu…

Ve demişti ki:

 "Şu konuda açık olmanın zamanı geldi, eğer bir dernek, vakıf, sivil toplum kuruluşu ve cemaat şeffaf değilse, orada sıkıntı vardır. Bu ne İslami ne ahlakidir. Bizim işleyişimizde ve sosyal hayatımızda artık buna son vermek zorundayız. Toplumumuza hesap vermemiz çok önemli…”

Ne güzel bir açıklama değil mi?

Derneklerin, vakıfların, sivil toplum kuruluşlarının ve cemaatlerin şeffaf olması…

Topluma hesap vermeleri…

Ama nerde…

Kahramanmaraş’ta mı?

Bu memlekette maalesef Halk ’tan topladıkları ile vakıf kurarak o vakıf mallarını sahiplenen mütevelli heyet üyeleri, yıllardır topluma hesap vermemişlerdir...

Hesap bilançolarını kamuoyuna açıklamamışlardır…

Şeffaf olmamışlardır…

Eski Belediyeden aldıkları arsalar ve Halk ‘tan topladıkları paralarla, kendilerine güç ihsan etmişlerdir…

Dokunulmaz olmuşlardır…

Bu vakıflar kimler mi?

Abdulhamidhan Camii Vakfı ve Saçaklızade vakfı…

Ne enteresandır ki, bu iki vakfı yöneten de aynı kişidir…

Ve bu müptezel, vakıflarına ait özel okullardaki öğretmenlerin maaşını sanki bir inşaat veya fabrikada çalışan düz işçi gibi asgari ücret gösterip, Devletin SGK primini az ödemek için dalavere yoluna gidebiliyor…

Ve bu müptezel,  Abdulhamidhan Camii’nin altındaki halka ait otoparkı iptal ettirip, işyerine çevirebiliyor ve milyarlarca TL kiraya verebiliyor…

Ve bu müptezel, Camii arsası ile işyerlerini İmar Planında ayırıp, tek tek kat mülkiyetini çıkarıp, vakfın üzerine geçirebiliyor…

Ve bu müptezel, ne yapıyor biliyor musunuz?

Rahmetli İl Müftüsünün tarafıma ihbarı ile Abdulhamidhan Camii iç aydınlatma abonesi üzerine vakfın ödemesi gereken dış aydınlatma elektriğini bağlayarak, Caminin tüm aydınlatmasını, Devletin üzerine yıkabiliyor…

Bre vicdansız, bre merhametsiz, sen nasıl din adamlığı yaptın?

Caminin 2012 yılında alınan iç aydınlatma aboneliğine nasıl dış aydınlatma elektrik hattını ekleyerek bağlayabiliyorsun?

Niçin vakıf adına dış aydınlatma elektrik abonesi almıyorsun?

Söyler misin, Camide bulunan özel makam odanın elektriğini hangi aboneye bağladın?

Ve sen emekli imamsın ve siz özel vakıfsınız ve caminin dış aydınlatma elektrik bedelini devlete ödettiriyorsunuz?

Halkın camisini vakıf kurarak ele geçiren sizler, utanmıyor musunuz?

Her biriniz büyük işadamları olan mütevelli heyet üyeleri, size sesleniyorum. Camii altındaki işyerlerinden milyarlarca TL kira alırken, dış aydınlatma elektriğini niye ödemiyorsunuz?

Ohh ne güzel…

Su beleş…

Elektrik beleş…

Nasıl olsa işyerleri vakfınıza ait…

Akşamları gündüz gibi camii gözüksün…

İşyerlerinizin kiraları artsın, değerlensin…

Gel keyfim gel…

Artık şapkanız düştü…

FETÖ ile ilişkili Pİ Analitik dershanelerinin şubelerini de bu şehirde açan sizlersiniz değil mi?

Yukarı bin evlere giderken, Esenlik marketin üzerini Pi Analitik dershanesine açmak adına, arka cepheden hem de kaldırımdan merdiven yaparak giriş verilmesini, o zamanın belediye başkanı yani sizin mütevelli heyet üyeniz mi müsamaha gösterdi?

Saçaklızade Vakfına ait Özel okullarınızda görev alan Öğretmenlerin maaşlarını sanki inşaat işçisi SGK primlerini öder gibi düşük gösterip, bir nevi Devleti kandırdığınızı açıklamıştım. Hala sesiniz çıkmıyor, küçük dilinizi mi yuttunuz?

**

Yazımın başına dönecek olursam…

Sayın Bilal Erdoğan diyor ya!

“Toplumumuza hesap vermemiz çok önemli”

Çok güzel bir söz ve açıklama…

Ama işte, âmâsı var…

Maalesef bizim memlekette daha dün bir caminin İmamı iken, hiçbir mal mülk bağışlamadan vakıf kuran ve bu vakıfları yöneten eski bir Hoca’mı toplumumuza hesap verecek?

Nerde o günler…

Bu eski hocanın yönettiği vakıflar, bırakın halka hesap vermeyi, bizzat bilgi edinme kanunu kapsamında dilekçe yazıp bilgi istediğimiz halde hesap vermiyor Ki, kendiliğinden çıkıp hesap versinler…

Söz gelimi diyorlar ki, bu şehirde güç biziz…

İstediğimizi istediğimiz koltuğa getirir, istediğimizi o koltuktan kaldırırız…

Hiç kimseden korkmayan bu halk, maalesef bu vakıfların gücü karşısında sinmiş, sindirilmiş…

Oysaki bu halkın, hiç kimseden ama hiç kimseden hele hele, uçaklardan, tanklardan, silahlardan, mermilerden korkmadığını Kurtuluş savaşında da, FETÖ örgütüne mensup şerefsizlerin 15 Temmuz da kalkıştığı darbe girişiminde de gördük…

Gördük ki, güç önce Allah’ın, sonra bu büyük milletin…

Ve bu millet, bu şehir halkı, bu vakıflara yıllardır olabildiğince maddi kaynak aktarmıştır.

Bu maddi kaynakların nerede kullanıldığı ortadadır…

Okullar, dershaneler, işyerleri, karun gibi gayrımülk zengini olmuş vakıflarımız…

Bir Allah’ın kulu da çıkıp, bunlara nasıl sahip olduklarını soramaz…

Ve bu vakıfların gayrı mülkleri, kim ne derse desin, mütevelli heyet üyelerinindir…

Bu mütevelli heyet üyeleri öldüklerinde, vakfın malları haliyle mirasçılarına geçer…

Yani anlayacağınız babadan çocuklarına geçecek miras vakıf malları…

Siz istediğiniz kadar bu vakıflar halkın deyin…

Ancak kendinizi kandırırsınız…

**

Sayın Bilal Erdoğan…

“Toplumumuza hesap vermemiz çok önemli…” diyorsunuz ya!

Engin hoş görüşünüze sığınarak şunu belirtmek isterim ki;

Cami’ye özel makam odası yaptırarak saltanat sürenler, ne kamuoyuna nede bir basın kuruluşuna vakıfların gelirleri veya giderleri ile ilgili açıklama yapma ihtiyacı bile hissetmezler…

Yani “Şeffaf olmazlar, olmak istemezler”

Ancak ve ancak sizin gibi birileri çıkıpta açıklasınlar emri vermezse…

Günlerdir yazıyorum…

Sizin “Şeffaf olunmalı” sözünüzden de cesaret alarak, bu vakıfların mütevelli heyetlerine soruyorum:

Saçaklızade vakfına ait özel okulların gelirleri, varsa işyerlerinin kiraları, zengin işadamlarından toplanan bağışlar, Abdulhamidhan Vakfının gelirleri, işyeri kiraları, camii adına toplanan bağışlar…

SAHİ BU PARALAR NEREYE GİDİYOR?

AMERİKA’YA GİDİYOR OLABİLİR Mİ?

Göz gördüğünden korkar demişler ya!

Bana kimse fakir fukarayı doyuruyoruz demesin…

Bu vakıfların ister başkanı, ister topyekûn mütevelli heyet üyeleri, basının karşısına çıksın, kamuoyuna seslensin…

Ve desin ki;

İşte gelirimiz, işte giderimiz…

İşte belgeler…

Bunu söylemedikleri müddetçe hem Abdulhamidhan Vakfı hem Saçaklızade vakfı mütevelli heyet üyelerini “MÜPTEZEL” ilan edeceğim…

***

NOT: Onikişubat İlçe Müftümüz Sayın Abdullah Demir ile Elektrik aboneliği konusunda yaptığım telefon görüşmesinde izinde olduğunu, izinden döner dönmez Abdulhamidhan Camii dış aydınlatma elektrik bedelinin camii vakfı tarafından ödenmesi için vakıf adına abone alınması gerekliliğini beyan etmiştir. Olması gerekende bu, Sayın Müftü’nün hassasiyetinden dolayı kendisine teşekkür ediyorum…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.